Alim Gören

YÖNETİLEN KALBİ YÖNETMEK
Puan vermedi·294 syf.··
2023 17. kitabı
“İşiniz hayatınızın büyük bir bölümünü dolduracak. Dolayısıyla gerçekten tatmin olmanın tek yolu harika bir iş olduğuna inandığınız şeyi yapmaktır. Harika işler yapmanın tek yolu da yaptıklarınızı sevmekten geçer.” Steve Jobs Her yeni kitabı okumaya başladığımda -kendi kendime- ne kadar az şey biliyorum, diye düşünürdüm. Bu kitap da aynı şeyleri fazlaca hissettirdi. Yönetilen Kalbi Yönetmek, basın çalışanlarının başucu kitabı olarak gösteriliyormuş. Araştırmalar basın çalışanları üzerinden yapıldığından olacak böyle tarif ediliyor. Bana sorarsanız bütün çalışanları ilgilendiriyor öğretmenler dahil. “Duygusal emek” denilen bir kavramı konu ediniyor. Hizmet sektörü, çalışanlarından yoğun bir fiziksel emek ve zihinsel emekle birlikte “duygusal emek” de talep etmeye başlamış. Çünkü “duygular, organizmayı eyleme yönelten bir tür ateşleyici” olarak görülüyormuş. O ateşleyici doğru yönetilirse çalışandan daha çok verim almak mümkün olacakmış. Bu yeni mevzu yani duygusal emek, “daha okunacak çok cümle, araştırılacak çok bilgi, altı çizilerek notlar alınacak çok öğreti ve yürünecek uzun bir yol var.” şeklinde düşünen akademisyen yazarımızın radarına girmiş ve böylece bu kitabın konusu olmuş. Yönetilen Kalbi Yönetmek, kurgu değil. Duygusal Emek ve Örgütsel Bağlılık İlişkisi: Medya Çalışanları Üzerine Bir Çalışma başlıklı doktora tezinin güncellenip, yeniden düzenlenerek kitaplaştırılmış hali. Kurmaca bir evrende sürükleyip götürmüyor yani. Yeni şeyler öğretiyor, burayı bir daha oku, not almazsan bu bilgiyi kesin unutursun, dedirtiyor, ayrıca yoruyor. Ama kitabı kenara bıraktığınız zaman beyniniz çalışmaya devam ediyor çünkü yeni bilgileri hazmetmeye çabalıyor. Cümleler bir daha bir daha geçiyor zihninizden. Önceki bilgilerle
Edebiyat
Yönetilen Kalbi YönetmekNurgül Soydaş · Nobel Bilimsel Eserler Yayınevi · 20231 okunma
Reklam

Alim Gören

, bir kitap okudu
Puan vermedi·294 syf.··
2023 17. kitabı
Nurgül Soydaş
0/10 · 1 okunma
Kalaycı Hilmi Destanı
Puan vermedi·197 syf.··
2023 12. kitabı
BİZE BİZİ ANLATAN ROMAN: KALAYCI HİLMİ DESTANI “Bu kayısı dedemden kalma. İçi çürüdü. Ha kurudu ha kuruyacak. Kesmedim onun hatırası diye. Her bahar yaş dalları gürül gürül çiçek açar. Ben beni bildim bileli meyvesini yerim. Son birkaç yıldır tadı bal gibi. Yaşlılık böyledir torun. Baktın ki ömür bitiyor, açtıkça açarsın. Tıpkı bu kayısı gibi. Bal gibi meyveler verirsin ki herkes alsın, yesin de çekirdekleri uzak yerlere gitsin. İnsan yaptığı iyi şeylerle yaşar torun. İyi şeyler, güzel şeyler yap ki yaşayasın.” s.189. Ben yazarları/şairleri bu kaysı ağacına benzetiyorum. Gezmiş, görmüş, dinlemiş, ilim tahsil etmiş,  okumuş… birikmişler. Biriktirdikleri onlarla toprak olsun istemezler. Onları kendi sesleriyle anlatmak isterler. İyi şeyler, güzel şeyler yapanın/söyleyenin Yunus gibi, Tanpınar gibi ölmeyeceğini bilirler. Gümüşhaneli yazar Turgay Bostan da böyle düşünüyor olmalı ki yaklaşık altmış yılda biriktirdiklerini anlatmayı tercih etmiş ve ortaya Son Krifos, Kutsal İkona, Karakula ve Kalaycı Hilmi Destanı gibi romanlar çıkmış.  Bostan’ın 2020’de Post yayımlarından çıkan ve bu değerlendirmenin yazılmasına konu olan Kalaycı Hilmi Destanı; Maksim Gorgi, Emile Zola, Gogol gibi bir romancı olma düşü kuran, hayatının her anında bunun sancısını çeken İzmir Tireli, varlıklı bir ailenin oğlu Murat öğretmenin kendi sesiyle bir roman yazma serüvenini anlatıyor. Murat öğretmen; kendi tarifiyle despot bir dedenin, eli maşalı bir anneannenin, suskun bir babanın, kontrol hastası bir annenin asi ama kendini yeterince cesur hissetmeyen oğludur. İlk eğitimini -çok sonradan farkında olsa da- ailesinden alır: “Halk edebiyatını babaannem, tarih öğrencesini de dedem sayesinde sevdim diyebilirim. Büyüdükçe dedemin derya deniz olduğunu anladım.” Dedesi onun tarım mühendisi olmasını,
Edebiyat
Kalaycı Hilmi DestanıTurgay Bostan · Post Yayınevi · 202015 okunma