Güneş onu fark etmişti.Karanliga doğan aydınlık gibi onu aydınlatıyordu.Alp'in karanlığına ışık oluyordu.o kendi seçtiği karanlıkta boğulmayi tercih etmişti.
Sultan Alp Arslan, kuşatılan Bizans ordusunun yok edilmesi harekâtını yönettikten başka, bizzat at üstünde, bir asker gibi, oraya buraya koşuyor, zaman zaman kılıç ve süngüsü ile düşman askerlerine saldırıyordu. Bu sırada değeri Selçuklu emîrlerinden Aytekin, atından inip yer öperek ona: "Bir sultanın Müslümanlara merhamet etmesi gerekir; bir eşi daha bulunmayan o değerli varlığını savaşa sokup ölüm tehlikesine atmamak, rahatı, savaşa tercih etmelidir" dedi. Sultan, çok sevdiği bu emîrin bu sözlerine karşılık olarak: "Bu zalim milleti yok edersem o zaman rahata kavuşurum. Benim bu rahatsızlığım sonunda, Müslümanlar esenliğe kavuşacağından ben, bu rahatsızlığı, bir rahatlık sayarım" dedikten sonra Aytekin'i savaşa teşvik ettiği gibi, kendisi de aynı şekilde hiç durmadan savaşmıştır.
Sultan 26 Ağustos 1071 Cuma günü, bütün kumandan ve askerleriyle birlikte Cuma namazı kıldı ve onlara son olarak şu hitabede bulundu:
"Ey askerlerim ve kumandanlarım! Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olarak böyle bekleyeceğiz? Ben, Müslümanların camilerde bizler için dua etmekte oldukları bu saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç gerçekleşecektir, aksi takdirde şehit olarak cennete gideriz. Beni izlemek isteyenler gelsinler, istemeyenler ise serbestçe geri dönebilirler. Bugün burada, ne emreden bir sultan, ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biri olarak sizinle birlikte savaşacağım. Biz, Müslümanların eskiden beri yapageldikleri bir gaza yapıyoruz"
Alp Arslan'ın orduya hitabı
"Ben, Tanrı'ya kendini veren muhtesipler gibi sabırlıyım ve hayatını tehlikelere atan kimselerin yaptıkları gibi, gazilerin başında savaşacağım. Eğer Tanrı, kendisinden beklediğim üzere, beni başarıya ulaştırırsa bu güzel bir sonuç olacaktır; eğer durum bunun tersi olursa oğlum Melikşah'ı yerime geçirip ona itaat etmenizi sizlere vasiyet ediyorum".
Bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan ve ak giysiler giyerek "Ölürsem kefenim bu olsun" diyen Sultan Alp Arslan, Cuma sabahı, ordugâhtaki bütün kumandanları toplayarak onların önünde, Tanrı'ya şöyle bir yakarıda bulundu:
"Ey Tanrım! sana müvekkil oldum ve bu cihatta sana yaklaştım; şu an senin huzurunda secdeye kapanıyor ve yalvarıyorum. Bu sözlerim, benim gerçek duygularımı yansıtmıyorsa beni, beraberimdeki yardımcılarımı kahr et! Eğer içtenliğimi kabul edersen bu cihatta düşmanlara karşı bana yardımcı ol ve muzeffer bir Sultan kıl!"