İçimizdeki yaralar her zaman dayakla, fiziksel şiddetle açılmaz. En çok, en yakınlarımız açar o yaraları, bazen bir şey söylemeyerek, bazen gözümüze bile bakmayarak her hareketiyle ne kadar değersiz, ne kadar önemsiz olduğunu bize bir şekilde hissettirerek...
İnsanın kendini, kendiyle birlikte hayatı, gelmişi, geçmişi onu buraya kadar getiren ince, uzun yolu, o yolda yaşananları, aldığı irili ufaklı darbeleri, o darbelerden geriye kalan izleri, isleri, pasları görebilmesi bunları doğru yorumlayabilmesi, yapılacak keşiflerin gerçekten en büyüğüdür..