Türün hakkını veren yazarlardan biri Julie Garwood ve kalemini sevdiğim okurken en eğlendiğim yazarlardan da biri. Gelelim kitaba;
Yakın arkadaşının bebek beklediği haberini alan Judith, arkadışının yanına İskoçya'ya gidecektir. Henüz bir çocukken bir söz vermiştir, büyüdüklerinde arkadaşı doğum yaparken yanında olacaktır. Kocasına diller döken Frances Catherine, Judith'i sağ salim getirmesi için söz ister. Fakat bir pürüz vardır, bizim kız hem yabancı hem de nefret ettikleri bir İngiliz olduğu için aralarına almakta sorun çıkar. Tam o sırada -hazır olun, esas adamımız geliyor- Maitland beyi Iain devreye girer. Bir karar verir, yanına güvendiği üç savaşçısını alarak misafirlerini karşılamak için İngiltere’ye doğru yola koyulurlar. Judith verilen sözü tutacağını göstererek, onlarla İskoçya'ya gitmek için sabırsızlanır. Bu beklenmedik hareket Iain'ı şaşırtır, ona göre İngilizler güvenilmez insanlardır; kadını da erkeği de. Tabi bu yolculuk ta onları bekleyen birçok macera vardır ve her bir olayla Iain ve Judith görünmez halatlarla birbirlerine bağlanır. Iain Maitland, ayartıcı bir cazibeye sahiptir, iri yarı korkutucu kasları olan ve kahretsin çok yakışıklı adama karşı Judith'in kazanacağı bir savaş yoktur, çoktan çekimine kapılmıştır. Güven konusunda problemi olan Judith, ilk karşılaştıkları andan itibaren garip bir şekilde adama güveniyordur. Yabancılardan hoşlanmayan dış dünya ile sınırlı sayıda irtibar kuran beylik aralarına bir İngiliz gelince kabullenmesi bir hayli zaman alır fakat kibar alımlı güzel kızımız tüm sevecenliği ile herkesi kendine hayran bırakmayı başarırken Iain'ın da kalbini fark ettirmeden çalar. Kader onları bir araya gerirmek için türlü uğraşlar edinir ve Judith'ın yapacağı masumane ziyaretin onun hayatını köklü bir şekilde değiştirdiğinden