Ahmet Altun

Ahmet Altun
@altunahmet
Hele, eserin kahramanını iyice tasarlamıştım: Tapınakta günah işleyen görkemli ve koyu dindar bir fahişe. Günahlarını zayıflık veya azgınlığından değil, gökyüzüne karşı nefretinden işliyor, kürsünün dibinde, başının altında kürsü örtüsü, bu işi sırf gökyüzüne karşı duyduğu küçümseyişten ötürü yapıyordu.
Sayfa 137·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sana söylüyorum, biliyorum öleceğim, yine de alay ediyorum. Seninle, burnumun ucunda ölüm, alay ediyorum, ey gökteki! Apis! Sen benim üzerimde gücünü gösterdin, ama bilmiyorsun ki, felaketten yılmam ben; bunu bilmen gerekmez miydi? Kalbimi uykularda mı yarattın? Sana söylüyorum; bütün varlığım, içindeki her damla kan, seni hiçe saydığından, bağışlayıcı yardımına tükürdüğünden ötürü mutludur. Bu saatten öteye ben, senin bütün eserlerinden, bütün senden el-etek çekiyorum: bir daha Seni düşünecek olurlarsa, bütün düşüncelerime lanetler ediyorum; bir daha senin adını anarlarsa, dudaklarımı koparıp atmak, görevim. Gerçekten varsan, sana ömrümde ve ölümümde son sözümü söylüyorum: Hoşça kal! Sonra da susuyor, senden yüz çeviriyor, alıp başımı gidiyorum..." Çıt yok.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Sana söylüyorum, ey gökyüzündeki kutsal Baal; sen yoksun, olsan sana öylesine lanet ederdim ki, göklerin cehennem ateşleriyle sarsılırdı. Sana söylüyorum; kulluğumu gösterdim. Reddettin, kovdun beni, ben de sana ebediyen sırt çeviriyorum, çünkü sen bağış saatini yadsıdın.
Sayfa 112·Kitabı okudu
"Hey, biraz dikkatli olun!" dedim yüksek sesle. "İçinde çok değerli iki vazo var; paket İzmir'e gidecek."
Sayfa 33·Kitabı okudu
Kalktım, odanın ortasında dikildim. Etraflı düşününce, Madam Gundersen'in odadan çıkmamı isteyişi, işime de geliyordu hani. Bu oda, aslında hiç de bana göre değildi; pencerelerde basit, yeşil perdeler asılıydı; gardrop yerine duvarlara acayip çiviler çakılmıştı. Köşedeki fakir harcı salıncak koltuk, bir koltuk bozuntusuydu sade; ona baktıkça, insanın gülmekten kırılacağı geliyordu. Yetişkin bir adam için alçaktı bir kere, sonra dardı; oturanın kalkabilmesi için bir çizme çekeceğine ihtiyaç vardı adeta. Hasılı bu oda, fikir işleriyle uğraşanlara göre yapılmamıştı; artık bu odada kalmak istemiyordum. Ne olursa olsun, kalmak istemiyordum! Bu kadar zaman ses çıkarmamış, sabretmiş, bu izbeye katlanmıştım.
Sayfa 32·Kitabı okudu