S

S
@alyyeskaa
Şüphede olduğunda, kitaplığa git.
"Kaplumbağaları neden severim biliyor musun, Baran?" Kalan son ayağı boyarken elimdeki gri boya bitmiş hızımı alamadığım için parmağım sert zeminle bir sürtüşmeye girmiş ve nihayetinde kanamıştı. Kutudaki diğer boyaya uzandım. "Evlerini sırtlarında taşıdıkları için, bu bana aslında her şeyin bizde bittiğini anımsatıyor. Varımızla yoğumuzla bir bütünüz." Önüme düşen saçları geriye attım. Boyadığım yere kan bulaşmıştı, gözlerimi kısarak doğruldum ve o bulanık görüntüyü izlemeye koyuldum. "Hani hep bir yuva aradık ya kendimize, hani evimizi hiç yuva olarak görmedik, hani hep kaçmak istedik babalarımızdan... Hani birileri hep mezarlıklarda uyudu ya bu yüzden. Belki de hepimiz burada yanıldık ve kaplumbağalar haklıydı; yuvamız dört duvarı olan bir beton yığını ya da dizlerinde yatmak istediğimiz anne babalarımız değildi... Kendi zihnimizin içiydi daima ve biz de en çok bu yüzden kaçtık. Kafalarımızın içindeki düşünceler mahvetmedi mi bizi, herkesle savaşıp kendi kendimize yenilmedik mi?"
Sayfa 306·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Kitapların yası tutulur mu diye sormayın hiç bayım, bazen en çok kitapların yası tutulur. Hele bir de benim gibi gerçeklikten bu kadar uzak diyarlarda yaşayan insanlar, sıkı sıkıya tutundukları o kitap karakterlerine ve onlara bunu bahşeden yazarlara bazen ailesinden, dostlarından daha yakındır."
Sayfa 304·Kitabı okudu
Edebiyat
"Tesadüfen geldiğimiz bir dünyada şansa hayatta kalmaya çalışıyorduk."
Sayfa 292·Kitabı okudu
Edebiyat
"Bir masada tek başına oturmaktır mesela. Çünkü masalar hep iki kişiliktir. Tek koltuklu olana rastlamazsınız. Bütün davetiyeler de öyle. Otobüste yolculuk etmek isterseniz koltuklar iki kişiliktir. Bazen alıp başınızı gitmek istersiniz bu yalnızlık denen şeyden, bir otobüse atlarsınız ve gelip geçen insanlar belki kalabalık bir grup ya da birbirini çok sevdiğini iddia eden iki âşık, yerlerini kapmışsınız gibi size bakarlar yanınızdan geçerken. Yataklar iki kişiliktir. Otel odalarına hiç dikkat ettiniz mi? Tek kişilik odalarda bile hep başka koltuklar vardır, çünkü misafiriniz olacağı düşüncesini sever herkes, tek başınalıktan korkarlar." "Diğer ihtimalle herkesin unuttuğu doğum gününüzü kutlamak için uğradığınız yol üzerindeki bir yerde, bara geçer ve sizi gevşetecek soğuk bir şey söylersiniz. Ya da karaoke yapmanın nasıl bir şey olduğunu merak eder ve sahneye çıkarsınız ama masada sizinle eğlenen hiç kimse yoktur, orada ne yaptığınızı merak eden garip bakışlar vardır. Bütün masalar yine dolu olduğu için o bar taburesine dönersiniz, orada tek başına oturuyorsanız insanlar sizin alkolik bir fahişe olduğunuzu düşünür." "Bunlar trajikomik olan yalnızlıklardır ama en kötüsü, en gerçeği kalabalıkların içinde hissedilen o soyut yalnızlıktır. Oraya ait değilsinizdir ama herkesle o masada oturup gülümsersiniz. Gülümseme size ait değildir, gerçek değildir. Ofiste kahvenizi yudumlarken cehennemde gibi hisseder ve sürekli saatinize bakarsınız. Sürekli saate bakmak sürekli oradan kaçma isteğidir; herkesin içinde saate çok bakanlar yalnızdır. Herkesin hemfikir olduğu yerde farklı bir düşünceyi savunmak yalnızlıktır. Ölecek gibi hissettiğiniz zamanlar olur. Yeterince delirirseniz ölmüş gibi de hissedebilirsiniz ama hiç doğmamış gibi hissetmek... İşte bu yalnızlığın son
Sayfa 277·Kitabı okudu
Edebiyat
"Mor asil bir renkti çünkü tanık olduğum en büyük ve en saf kayıp o mor menekşelerle bezenmiş çayırda yaşanmıştı."
Sayfa 269·Kitabı okudu
Edebiyat