Puan vermedi·208 syf.··
2026 174. kitabı
William Shakespeare'in Venedik Taciri tiyatrosunun manga uyarlaması. Olaylar fantastik bir evrende geçiyor ama küçük bir değişiklik olduğu için bence kötü durmamış. Çizimler de kötü değildi. Hikayesi zaten güzel. Güzel bir uyarlama olmuş. Tavsiye ederim.
Venedik Taciri (Manga)William Shakespeare · Everest Yayınları · 201084 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2023 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2023 09:41
Kitabı okuyalı üç dört yıl oluyor. Ama hâlâ aklımda ve tekrar fırsat bulup okumayı istediğin bir kitap. Pia Mater 3 kitaptan oluşan bir nöro-roman serisi. Tıpta pia mater, beyin ve omuriliği (merkezi sinir sistemi) dış etkenlerden koruyan, meninks (beyin zarı) adı verilen üç katmanlı yapının en içteki ve beyin dokusuna en hassas şekilde yapışık olan tabakasıdır. Kitabın içinde de yine böyle çokça tıbbi terim geçer. Karakterlerin ismleri de özenle seçilmiş. Bana çok özel birinden hediye olduğu için okumak ayrı bir keyif verdi. Çok akıcı bir kitap, temiz kafayla bir çırpıda okunabilir. Olay örgüsü çok iyi tasarlanmış. Kimi insanları sarmayabilir ama %75 oranda beğenebileceğinizi düşünüyorum. Bir kitap kurduna kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar.
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma
Reklam
9/10
·328 syf.··
2026 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 09:42
Deniz Yüce Başarır sayesinde keşfettiğim, Alberto Moravia’nın Düzen Adamı şimdiye kadar okuduğum en özgün kitaplardan biriydi. Kitap, iç dünyasında duygusuzluk ve öldürme isteği ile mücadele eden bir adamın hayatını anlatıyor. Başkahramanın en büyük isteği diğer insanlar gibi olabilmek, yani normal biri gibi yaşamak. Ama bunu doğal bir şekilde yapamıyor, bu yüzden sürekli kendini kontrol etmeye ve rol yapmaya çalışıyor. İnsanların nasıl davrandığını izleyip onları taklit ediyor. Kitap aslında büyük olaylardan çok onun zihnine odaklanıyor. Günlük hayatı, insanlarla ilişkileri ve içindeki dürtüler arasında gidip gelmesini takip ediyoruz. Olaylar yavaş yavaş ilerliyor ama asıl merak, onun bu normal olma çabasının nereye gideceği. Ben genel olarak çok beğendim. Farklı bir anlatımı var ve karakterin iç dünyasını okumak gerçekten ilginç. Kendi türünde kesinlikle dikkat çeken bir kitap. Bence mutlaka okunmalı.
Düzen AdamıAlberto Moravia · Kolektif Kitap · 2019458 okunma
Kırık Hayatlar Kitabı hakkında inceleme ve yorumum..
9/10
·344 syf.··
2026 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:49
Halid Ziya Uşaklıgil’in Kırık Hayatlar romanını bitirdiğimde içimde gerçekten çok tuhaf, hüzünlü bir ağırlık kaldı. Hani bazı kitaplar vardır ya, bittiğinde kapağını kapatır ve öylece duvara bakarsınız; işte bu roman benim için tam olarak öyle bir deneyim oldu. Kitabı okurken beni en çok çarpan şey, yazarın insan psikolojisini, zaaflarını ve o içsel çelişkileri ne kadar kusursuz işlediği oldu. Hikayenin merkezindeki Doktor Ömer Behiç, aslında hepimizin içindeki o "ideal insanı" temsil ediyor. İşinde başarılı, karısı Vedide ve çocuklarıyla kurduğu o sıcak, korunaklı yuvaya sadık bir adam. Dışarıdan baksanız kusursuz bir hayat. Ama Halid Ziya tam da burada devreye giriyor ve bize insanın ne kadar kırılgan bir iradesi olduğunu gösteriyor. Araya Leyla giriyor... Leyla karakteri romanda sadece bir "yasak aşk" değil bence; lüksün, parıltının, modern ama bir o kadar da yozlaşmış bir hayatın cazibesi. Ömer Behiç’in o sapasağlam görünen iradesinin, Leyla’nın rüzgarıyla nasıl adım adım un ufak olduğunu izlemek hem çok sürükleyiciydi hem de içimi acıttı. Kendime sormadan edemedim: Hangimiz hayatta "ben asla yapmam" dediğimiz zaafların kurbanı olmuyoruz ki? Hele o küçük Neyyir’ in hastalık ve ölüm süreci yok mu... Romanın o kısımlarını resmen göğsüm daralarak okudum. Yazar, Ömer Behiç’in sadakatsizliğinin cezasını sanki evlat acısıyla kesiyor gibiydi. O odadaki sessiz hıçkırıklar, çaresizlik, bir babanın vicdan azabıyla kavrulması o kadar gerçekçi aktarılmış ki, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın o günümüz Türkçesine uyarlanmış akıcı dili sayesinde karakterlerin acısını birebir kendi içimde hissettim. Romanın adı boşuna Kırık Hayatlar değilmiş. Kitabın sonunda anlıyorsunuz ki bazı hatalar geri alınsa, aileler yeniden bir araya gelse bile hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Duygu ve Düşünce
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,552 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 55. kitabı
Ömer Doruk Koç’un “Suç Mahalli” kitabı, ilk bakışta birbirinden ayrı cinayet dosyalarının çözüldüğü bir polisiye roman gibi görünse de, derinine indikçe bütün vakaların aynı büyük fikre bağlandığı görülüyor: Her suç, yalnızca işlendiği anla açıklanamaz; geçmişte biriken acılar, travmalar, hırslar, suskunluklar ve adalet arayışı o suçu doğuran asıl zemindir. Kitabın bölüm başlıklarında yer alan sözler de bunu destekliyor. “Her suçun faili, geçmişteki başka bir suçun mağdurudur” cümlesi, romanın merkezindeki düşünceyi en net biçimde anlatıyor. Olay örgüsünün merkezinde Başkomiser Kemal Adalı ve yardımcısı Mesut Kara var. Kemal Adalı, yalnızca suçluyu yakalamaya çalışan bir polis değil; olay yerindeki en küçük ayrıntıyı, insanların yüzündeki değişimi, suskunluklarını ve yanlış söyledikleri cümleleri okuyabilen sezgisel bir karakter. Mesut Kara ise hem onun yanında öğrenen hem de olayların insani ağırlığını daha fazla hisseden bir karakter gibi duruyor. Bu ikili sayesinde roman, sadece kanıt takibi üzerinden değil, psikolojik çözümleme üzerinden de ilerliyor. Kitapta Reşat Yıldırım’ın otel odasındaki ölümüyle başlayan ilk vaka, okura şunu gösteriyor: Bir insanın ölümü, onun yaşarken kurduğu bütün sorunlu ilişkileri açığa çıkarabilir. Reşat’ın çevresindeki kişiler; kırgınlıkları, çıkarları, aşkları, kıskançlıkları ve sakladıkları sırlarla olayın içine çekiliyor. Ardından Saffet Akkuş vakasında miras, aile içi hesaplar ve geçmişten gelen tehditler öne çıkıyor. Hilmi Terzi ve Mor Kulübe bağlantısında toplumsal şiddet, kadınların sığındığı alanlar ve korku atmosferi belirginleşiyor. Stadyum cinayetinde ise fanatizm, kalabalık öfkesi ve toplumun kolayca şiddete sürüklenebilen yüzü anlatılıyor. Sonlara doğru “Saat Altı” bölümünde seri cinayet havası güçleniyor; kadın kurbanlar,
Suç MahalliÖmer Doruk Koç · İkinci Adam Yayınları · 20232 okunma
Spoiler İçerir!
9/10
·325 syf.··
2026 21. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:09
Alicia Berenson’ın kocasını öldürmesi ve ardından tamamen sessizliğe gömülmesini konu alan bu kitabı genel olarak çok beğendim. Türün sıkı bir okuru olduğum için mi bilmiyorum ama hikayenin ortalarına doğru terapistten zaten bir tık şüphelenmiştim. O yüzden katilin kimliği benim için tamamen sürpriz olmadı diyebilirim :) Yine de kurguda mantığıma tam oturtamadığım, biraz saçma bulduğum bir kısım var: Terapistin "olay yerine dönme" mantığıyla Alicia’yı konuşturmak için o kadar çabalayıp, sonra tam da bu yüzden onu zehirlemesi? Madem kız her şeyi hatırladı ve senin için bir tehdit oluşturacaktı, neden en başından beri onu konuşturmaya çalıştın ki? Sonra "eyvah, konuşuyor" diye tekrar sessizleştirmeye çalışmak biraz çelişkiliydi. Belki kitabı tamamiyle ingilizce okuduğum içindir? Tüm bunlara rağmen kitabın sonunu gerçekten başarılı buldum. Özellikle terapistin kendi karısının bir kar tanesi gibi eriyip/kaybolup gitmesi, hikayenin kapanışı için çok şık ve ironik bir son olmuş. Türü sevenlerin kesinlikle şans vermesi gereken bir roman.
The Silent PatientAlex Michaelides · Celadon Books · 201912,8bin okunma
Reklam
Reklam