• Ebu Hanife çamurla oynayan bir çocuğu görünce ona:" Aman ha, çocuğum dikkat et, çamura düşeceksin" dedi. O küçük çocuk da o büyük imama: "Asıl sen düşmekten sakın; zira alim birinin sürçmesi, alemin sürçmesi demektir." O büyük imam küçük çocuğun bu sözünden adeta sarsılır. Ebu Hanife hazretleri bu olaydan sonra vereceği bir fetvayı ancak öğrencileri olan İmam Ebu Yusuf, İmam Muhammed gibi zatlarla tam bir ay müzakere ettikten sonra verir.
  • Soyle yar gozlerimdeki yaslar baskasina akarmi
    Sana asik su gozler ele bakarmi
    Zaten nicesi yakmis her gonule dalarmi
    Senin kapini acmis daha calarmi
    Gormus ki sende deger hic yabana atarmi
    Sewen durustse eger pula satarmi
    Ah cani bilen su ruh seni baskasina kayarmi
    Kalbimsin diyen seni hice sayRmi
    Yar ugruna neler adar azap baskasini ararmi
    Hasret ceksek an kadar sence kararmi
    Sewde yansin aman ha
    Baska kalp boyle narmi
    Koz olursa bir daha boyle yanarmi
    bilen yarinim diye gecmisini anarmi
    Sozde sahte sevgiye tekrar kanarmi
    Soyle yar sen sen oz baska yerden nefesini alirmi
    Ozle atan kalp senden uzak kalirmi
    Sende tattim ben aski ikincisi olurmu
    Kalbin bir daha ask boyle bulurmu boyle bulurmu....
  • Dönüş yolculuğunda bilmediğim mazide kalan dedikleri konuların bazı kısımlarını öğrenmiştim otobüs artık Antalya otogarında ( o dönem de Antalya otogarı Muratpaşa camisinin karşısında ) köyden hazırlanan erzak poşetleri çuvalları bavullarımız alındı evimizin yolunu tuttuk gidiyoruz .

    Yuvamıza döndük artık ,
    Abim yine her zaman ki gibi evin terasında kuş yakalama peşinde babamın ona yapacağı süprizden habersiz .

    Annem memleketten getirdiğimiz çuvalları açıyor sağa sola mutfak düzenine göre yerleştiriyor

    Annem elime pestil iliştirdi bizim oraların pestil ve kömesi meşhurdur ( şiddetle tavsiye ederim ) ben onu yiyorum abim ne gelmiş gitmiş diye bakıyor .

    Babam gelin güvercinleri kutudan çıkartalım dedi.
    Benim öyle güvercin e kuş a hevesim yoktur
    Ama abim canını verir bu konularda farklı bir bağımlılığı var

    Bunu duyan abim yerinde durur mu kudurmaya başladı.
    Ben açayım. Ben çıkartayım diye
    -Aman dikkat et kaçmasın
    Uçup gitmesin diyerek evin terasında küçük bir oda var depo olarak kullanılan 2 çift güvercin i getirdik koyduk oraya yemiydi suyuydu
    kapısı kapandı babam açmayın burayı çıkmasınlar sadece yemini suyunu verin bir kaç gün alışsınlar dedi .

    -ABİM artık güvercinlerle nasıl bağ kurduysa nasıl bir heves varsa
    Güvercin aşşağı güvercin yukarı
    Sabahın ilk ışıklarında güvercinlerle
    Okula gitmeden güvercin
    Okuldan kanter içinde koşa koşa güvercin
    Artık güvercinler alıştırılmıştı hanemize
    Taklacı güvercinler gök yüzünde yükseklere tırnanıp takla ata ata süzüle süzüle inerlerdi aşşagıya bazen de komşuların evlerine konarlardı yada evlerin etrafındaki kavak ağaçlarına bazende garip bir şey olurdu .
    Güvercin sürekli takla atardı hiç durmaksızın
    Ve kendini yere atardı bir süre bekler sonra normale dönerdi .
    Abim in günleri güvercin sevdalarıyla geçmeye başladı
    Artık abimi çatılardan topluyorduk
    Abi düşersin adamın umrunda değil
    Oğlum in aşşagıya !!!
    Yok sürekli çatılarda güvercinler kovalanmaya başladı artık belli iş çığrından çıkıyor. Annem. Sürekli kızıyor ne dir senden çektiğim. Bak oda çocuk omu abi sen mi abi bilemedim ben diye . Yer yer abimin çatılardan düşüşleri ,
    Yada kiremitli çatılara çıkmaya çalışıp kiremitin kafasına düşmesi artık bıktırmıştı evladını sürekli bir yerinde hasarla gören annemi .

    Bir akşam oturuyoruz komşular geldi ev baya kalabalık sohbetler havada uçuşuyor çaylar
    Köyden getirilen pestil köme ikram ediliyor .

    Komşumuz babama dönüp abi senin bu ufak varya bu ufak çok fena. Ne zaman çarşıya gitsek selekler işhanında bir bisikletçi var bizi sürükleye sürükleye oraya götürür bisikleti satan adamla pazarlık ederdi her hafta fiyatı aşşağı çekerdi babam gelecek gelince bana bisiklet alacak kaça bu bisiklet diye bizde utancımızdan dükkana gidemez uzakdan seyreder gülerdik dedi.

    Babam sarıldı alayım oğluma bisiklet diye ,
    Beni bir sevinç sardı herkes bak baban alacak sana bisiklet diye tebrik etmeye başladı beni .

    Tabi sevinçden uyuyamadım hayallere kapıldım. Hangi renk alayım Sepetide olsun mu bisikletime parçaçıdan hangi süsleri alayım yıldız olandan mı yoksa boncuklardan mı ??

    ( sizce hangi renk bisiklet vede hangi süslerden almalıydım ) yorum bırakın lütfen .

    Hayatımız derede akan su gibi akıp gidiyor Abim bir alev topu yerinde durdurmak ne mümkün babam bisiklet dedi ya ertesi gün hafta sonu günlerden cumartesi
    Abim mahalle meydanında arkadaşları ile misket oynamış bütün herkesin misketlerini kazanmış arkadaşlarından birinin bisikletini. Misket karşılığında kiralayıp eve gelmişti
    Bana gel hadi bin önüme gezelim dedi bende koşa koşa hadi hadi çabuk annem görmesin dedim .
    Bindik büyük beldesan marka boynuzlu direksiyonu olan bordo renkli bir bisikletti
    Bindik bir taşın yanında abiminde boyu yetmiyor
    İncecik demir üstüne oturdum bende. Abim yarım pedal yarım pedal sürüyor derken hızlanmaya başladı abim konu nesne canlı araç gereç ne varsa dibine kadar yaşamak isteyen bir insan hep böyle olmuştur
    Bu arada mahalle yolları ince asfalt dökülmüş üzeri mucur Oraya sürdü buraya sürdü derken beni artık korku sarmaya başladı ama birşeyde yapmıyorum direksiyonda abim var çünkü. Nasıl olduysa abim bir fren yaptı biz kendimizi yerde bulduk .
    Abim birşey oldumu derken yanıma geldi abimin suratına bir baktım gülmeye başladım dişinin biri Malesef kırılmış 😂 birazcık kan
    Tabi sonra bizi korku saldı gittik bisikleti verdik abim kimseye çaktırmıyor dişinin kırıldığını

    Ama birşey unutuyor Böyle şeyler ANNEMDEN hiç kaçmadı 🙄
    Annem bir çok annenin güdümlü terliği gibi. Özel güdümler içeren güdümlü süpürgesi vardı hep derdi süpürgenin kokuyla (ucuyla sarı çalı süpürgesi ucu yumru ) döverim . Nispeten öyle de oldu evire çevire dayağı yedik kurunun yanında yaşda yanmıştı .

    Efendi uslu durmamanın zararlarını yaşamaya başlamıştık o günden sonra .

    Babama bisikleti aldırmaya çalıştım ağladım zırladım günlerce babam alma niyetinde ama annem engel. Bak düştü dişlerini kırdılar al al düşüp kolunu bacaklarını da kırsınlar diye hayıflandı e normal annem abimden çok çekince kadın napsın bizim bisiklet işi yalan oldu babam almadı ama ben inat etmiştim bisikleti ne yapıp edip alacaktım. Gidip süslerini vik vikkk eden ördek kornasını da alıp takacaktım .
    Düşünmeye başladım sıfır gıcır gıcır bisiklet çok para okadar harçlığım yok ne yapmalı

    Bisiklet alabilmem için bir gelir elde etmem lazım .
    Babamla inşaat A giderdim okula gitmediğim için İnşaatta bana çay demlemeyi öğrettiler ustalara ara ara çay demleyip götürüyorum ustalardan biri valan havu mıhları toplayıp sat hurdacıya da parasını git çikolata al dedi
    Aslında güzel fikirdi aklımda yattı bisiklete giden yol açılmıştı bir anda

    Bir iki üç şurda da Burdada derken ben 2 çuval kadar çivi topladım koşa koşa o ustanın yanına gittim dedim amca ben çivileri topladım kime satacağız gel bakalım ne kadar toplamışsın diye çuvalların yanına gittik usta çuvalları görünce vay babayın ağzına ha bunları sen mi topladın diye şaşırmıştı dur hele ben bi hal yolunu bulurum malzeme almaya giderken götürür satar parasını da sana gönderirim babanla dedi

    Sevinmiştim birşeyleri başardığım için ama belimde çok ağrıyordu sürekli eğil kalk yapmakdan belki bir kaç bin kere eğilip kalmıştım onu yapmak zorundaydım da o BİSİKLETİ almak için .

    Hava karar maya yakın dediler paşa yap bir çay İçek toparlanak mesai bitsin yeterdaaaa

    Yaptım çayı herkes üstünü değişiyor çivi keser önlükleri çıkartılıyor

    O usta babama döndü maşallah ne güzel evladın var işi buyur git dönüp arkana bakma bilki elinden gelenin en iyisini yapar Allah bağışlasın çivi toplattım o çivilerin parası habu deliiikanlının yevmiyesi PARASI ONUN HABERİNİZ OLA çaylar içildi arabaya binildi evlere gidiliyor

    9.BÖLÜM HAYALLERİME KOŞMAK ZORUNDAYIM .!!!!
    Devam edecek ...
  • Sevde yansin aman ha başka kalp boyle narmi...
  • Bu açıdan bakınca, yağmurda hüzün gibi bir şey galiba: İlk başta aman bana ilişmesin diye didinir sakınırsın emniyetli ve kuru kalmak için elinden geleni yaparsın, ama baktın ki olmuyor, baktın ki yapıyor üzerine dört bir koldan, gark olursun ta dibine kadar ve bir kez bu kadar battın mı içine, ha bir damla eksik ha bir damla fazla ne fark eder. Yağmurda hüzün gibi bir şey, yakalandın mı bir kez, azı çoğu yok artık. Olsa olsa “kuru kalabilenler” ve “sağanaktan nasibini alanlar” var.