Yetimlerin ağlamasından, dertli gönüllerin ahından aman ha sakın. Kimseye kötülük yapma ki iyi adını kötüye çevirme. Elli yıl iyilik yaparsın da bir çirkin hareketin her şeyi mahveder. İyilikle ebedi isim bırakan kıymetli kimseler halkın malına el uzatmamışlardır. Cihan padişahı da olsa bir zenginden para ve mal aldıktan sonra artık padişahlık kalmaz, dilenci olur. Hür ve asil kimse açlıktan ölür de bir düşkünün malına el koyup karnını doyurmaz.
Sayfa 65 - İnsan Kitap
Edebiyat
Bu açıdan bakınca, insan haline şükrediyor :)
"Mutlu muydun gerçekten yoksa mutlu olmaya doğru ilerlediğini mi sanıyordun? Ha bugün, ha yarın olacak diye. Gelelim paraya. Zenginlik seni gerçekten tatmin mi ediyordu? Ferahlık var mıydı para ile ilişkinde? Zenginlik ve bolluk farklı şeylerdir Lara. Zengin insan rahat değildir. Hem olanı tutmalı hem aman ne olur ne olmaz, daha çok para yapmalı kafasındadır. Endişe, tedirginlik. Kıtlık bilinci işte. Oysa bolluk başkadır. Bollukta olan kişi, ihtiyacı olan her şeyi her an yaşamın getireceğini bilir. O her şey ile birdir. Gerçektedir. Korku yoktur, hırs da yoktur."
Sayfa 151 - Mona Kitap·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Derken kardeşim, zaptiyeye geldik. Yaver nazırın ya­nına girdi. Dilekçemi, zannedersem, verdi ve Sadrazam Paşa'nın emirlerini bildirdi. O dışarıya çıkarken 'Nazır Paşa sizi istiyor. Yanına giriniz' dedi. Ben de odadan içe­ ri girdim. Aman Allah'ım! O gün hissettiğim fenalığı hiç unutamam. Adeta titriyordum. Her şeyden vaz geçmiştim. Hisse senetleri, elmas ... Bunların gözümde on paralık kıy­ meti kalmamıştı. Kendi kendime adeta kızıyordum. 'Bu zulüm ve istibdat kaynağından adalet dilenmeye geldin ha! Budala!' diyerek kendi kendimi kını yordum. Kapıdan girer girmez sanki babamın timsali gözümün önüne dikil­di. Titreye titreye ilerledim. Büyücek bir masanın önünde oturan bir adam, o anda biçimini ve yüzünü hiç aklımda tutamadığım bir adam 'Sen Zülfikar Efendi merhumun kızı mısın, hanım?' diye sordu. 'Evet kızıyım' dedim. Aramızda cereyan eden sözleri harfiyen söyleyeyim. 'Ne istiyorsun?' 'Efendim, ne isteyeceğim? Babamın malını istiyorum.' 'Nedir, neden ibarettir? Bunu biliyor musunuz?' 'Hayır, babamın öldüğü gece evimizi basmaya geldikleri zaman kasayı açtılar. İçindeki hisse senetlerini, mü­ cevherleri aldılar. Bunu torbalara koyarak Üzerlerini mü­ hürlediler. Zannedersem buraya getirdiler.'
Sayfa 85 - Oğlak yayınları 2021
Edebiyat & Roman
Karanfiller -Ahmed Hâşim'le birlikte.. güller- ve Yahya Kemal.. mor menekşeler- Yunus ve peşinde Karacaoğlan çetesi. Aman Allahım, adam çıldıracaktı; ve, caktı'sı lâf, çıldırmıştı: Bir tekme, bir şangırtı, bir şungurtu.. bekçi düdükleri ortalığı birbirine katarken bizimki tabanları çoktan kaldırmış, iki saçak ötesinde bir saçak altında soluk soluğa -ve biraz da aptal- ne oldu diye düşünüyordu. Ve elinde bir tek gül bile yoktu üç saat sonra işine gitmek için yollara düşecek sarışınına vermeye. Hayır, hem de yüz bin kere hayır: Bir broş veya pırlanta bir yüzük değil, sadece bir demet gül.. veya ne bileyim ben, bir deste menekşe işte. Onlar, hem de öyle öbek öbek ve vitrinde dursun da, vitrinlerde dursun da o, sarışınına daha dinç, daha güçlü dünyaların yarınki anasına bir tekini götürmesin ha? Nasıl basılmaz tekme o camlara, siz söyleyin? Adam o geceyi her hatırlayışında çocuksu güler ve; "gangsterliğim de vardır benim" derdi. Şimdi ise heyyi hey diye bağırmak istiyordu.. ciğerlerinin bütün gücüyle.
Sayfa 224·Kitabı okudu
Aman ha insanlara haber vermeyelim bugünkü töreni. Ben insanları bilirim... Ben onları bildim bileli nereye burunlarını sokmuşlarsa berbat etmişlerdir.
“Asmak mı ? Ben mi ? Ben kendimi asacağım öyle mi, aman Tanrım! Her şeye karşın bu hayatı sevdiğimi anlamadın mı, hiç anlamadın mı bunu ? Aman Tanrım, gidip kendimi sokak fenerlerinden birine asacağım ha?