Berkan Sözen

Berkan Sözen
@amanEfendiler
akıl ve muhakeme yürüterek, tetebbu ederek islâm'a girmelerde bile, hidayet tecelli etmeksizin, bu süreç tek başına yetersiz kalır. çünkü muhakeme etmek demek, netice itibariyle, başka dinlerle, başka dünya görüşleriyle karşılaştırmalar yapmak demektir. bu karşılaştırmalar sonunda İslam'ın üstünlüğü aklen kabul edilse bile, salt bu kabul edişle bir insanın müslüman olduğunu söylemek mümkün olmaz. Nite kim sağlığında, peygamber'i himaye ettiği bilinen, hatta: "islâm öyle bir dindir ki, yürek kabul eder, inkâr eden dildir." diyebilen ebu talib'in şehadet getirmeden, yani müslüman olmadan öldüğü hususunda görüş birliği vardır. burada akıl ve muhakeme yoluyla İslam'ı kabul etmenin, müslüman olmaktan tamamen başka bir hadise olduğu açık seçik görülmektedir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
islâmî düşünce tarzıyla batı düşünce tarzını karşılaştırmak isteyenler, bu önemli yaklaşım farkını dikkate almalıdır. müslümanlar söyledikleriyle özdeşleşmeye önem verir. batılılarınsa söyledikleriyle özdeşleşmelwri hususunda çoğunca bir kaygı taşıdıkları ileri sürülemez. bu yaklaşım farkını her iki uygarlığa mensup insanların günlük yaşantısında gözlemek kolaydır.
Sayfa 90
putların biçimi ve niteliği somuttan soyuta değişik yollardan tezahür edebilir ama onların put olma mahiyeti değişmez. "benim hiçbir putum yok" diyen biri bile, eninde sonunda kendi zatını put hâline getirmiş olmuyor mu?
Sayfa 48
aç kalma tehlikesiyle nüfus planlaması yapmak için teşkil edilen ekiplere binlerce liralık harcırahlar tahsis edilip bir o kadar hastane ve doktor masrafına katlanılırken, doğmamış çocukların rızıkları yüzünden uykuların kaçtığı dünyada bir bozukluk olsa gerek
Sayfa 14
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
rasim özdenören aslında çok temel ama çoğu zaman gözden kaçan bir noktayı hatırlatıyor, 'mesele ne düşündüğümüz değil, nasıl düşündüğümüz'. çünkü insan, fark etmeden başkasının kavramlarıyla düşündüğü anda kendi zeminini kaybetmeye başlıyor. bugün yaşadığımız birçok şeyi tabiri caizse “bizim problemimiz” zannediyoruz. oysa çoğu, modern dünyanın kendi içinden ürettiği meseleler. kişi, bu problemleri olduğu gibi alıp islam üzerinden çözmeye çalıştığında ise aslında çözüm üretmiyor, sadece yer değiştirebiliyor. çünkü her düşünce sistemi kendi kavramlarıyla anlamlıdır. kişi o kavramları aldığında sadece kelimeleri değil, o dünyayı da birlikte almış olmaktadır. burada en kritik kırılma noktası: bilim, bireycilik, ilerleme gibi başlıklar artık sadece araç değil, neredeyse sorgulanamaz alanlara dönüşmüş durumda olması. dün başka bir otorite neyse, bugün onun yerini daha “modern” görünen başka yapılar almış durumda. insan özgürleştiğini zannederken aslında kendini yeni bir çerçevenin içine sokmaktadır. daha da çarpıcı olanı, müslüman’ın bile kendi hakikatini bu çerçevenin içinden anlatmaya çalışması ve/veya anlatırken bile bu çerçevede olduğunun farkında bile olmamasıdır. bu, açıkça hayatta gözlemlediğimiz pek çoğu için fark edilmeden yaşanan bir zihinsel kaymadır. oysa islam böyle bir parçalanmayı kabul etmez. hayatı bölmez, inancı belirli alanlara hapsetmez. düşünce ile eylem arasında bir kopukluk bırakmaz. ibadetler de sadece ritüel değil, hayatın tamamına yayılan bir yön tayinidir. eğer inanç hayatta karşılık bulmuyorsa, orada bir eksiklik vardır. modern hayatın sunduğu bireysellik, tüketim ve konfor ise insana güç hissi verirken onu daha bağımlı hale getirmektedir. eşyaya hükmettiğini sanan insanın, aslında eşyaya göre şekillenen bir hayatın içine girmektedir. bu da