e ❃ ⁂ ❀ ︎

e ❃ ⁂ ❀ ︎
@amass
𝓣 ♡
Bu son gözlem "doğa mı yoksa yetiştirme mi" tartışmasına yeni açılım­lar getirerek şu soruyu sormamızı sağlamıştır: Hayalet uzuvlar esas olarak yeniden haritalanma veya güdük nöromaları gibi genetik dışı etkenlerden mi kaynaklanıyor; yoksa doğuştan gelen ve genetik olarak belirlenmiş hayaletimsi bir "vücut imgesi"nin varlığını mı gösteriyorlar? Yanıt sanki hayalet uzuvların bu ikisi arasındaki karmaşık etkileşimden ortaya çıktığıdır...
Sayfa 80·Kitabı okudu
Bilim Teknoloji Mühendistlik
Reklam
"...Ayak fetişleri için geleneksel açıklama, beklendiği gibi, Freud'dan gelir: Ayak penise benzer ve bu yüzden fetiştir, der. Durum buysa, neden diğer enli vücut parçaları için de bu geçerli değil? Neden bir el veya burun fetişi yok? Ben bunun nedeninin basitçe beyinde ayağın, genitallerle yan yana durması olduğunu düşünüyorum. Belki normal insan diye adlan­dırdığımız çoğumuzda bir parça çapraz bağlantı var ve bu da niçin ayak parmağımızın emilmesini sevdiğimizi açıklar..." not: beyinde ayağın, genitallerle yan yana durması derken "Penfield Haritası" kastediliyor.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Bilim Teknoloji Mühendistlik
Çoğunlukla, ameliyat sırasında beynin büyük bölümü açıktaydı ve Penfield daha önce hiç denenmemiş deneyleri yapma fırsatını yakaladı. Hastaların beyinlerinin belirli bölgelerini bir elektrot yardımıyla uyardı ve ne hissettiklerini sordu. Elektrot sayesinde her tür duyu, görüntü, hatta anı ortaya çıktı ve bunlardan sorumlu beyin bölgeleri haritalandınlabildi. Başka şeylerin yanı sıra Penfield, beynin her iki yarısında yukarıdan aşağıya uzanan ve elektrotuyla uyardığında vücudun çeşitli bölgelerinde duyular ortaya çıkaran dar bir şerit buldu. Yukarıda beynin üstünde, iki yanküreyi ayıran yarıkta, elektriksel uyarılar genitallerde duyulara yol açtı. Yakınındaki uyarılar ayaklarda bir his uyandırdı. Penfield bu şeriti yukarıdan aşağıya izlediğinde, bacaklar ve gövdeden, ellerden (başparmağın çok belirgin bir temsili ile büyük bir bölge) , yüz, dudaklar ve nihayetinde göğüs ile gırtlaktan duyular alan alanları keşfetti. Şimdilerde isimlendirildiği haliyle bu "duyusal homunkulus", beyin yüzeyinde büyük oranda şekli bozulmuş bir vücut temsili oluşturur. Özellikle önemli bölümler orantısız şekilde çok büyük alanlar kaplamaktadır. Örneğin, dudaklar veya el parmaklarıyla ilgili alanlar vücudun tüm gövdesiyle ilgili alan kadar çok yer kaplar. Muhtemelen bunun nedeni dudaklarınız ve parmaklarınızın dokunmaya çok duyarlı olup çok ince aynın yeteneği olması, gövdenin ise daha az duyarlı olup kortekste daha az alan gerektirmesidir. Baş aşağı olmasına rağmen harita genel sıraya uygundur: Ayaklar en yukarıda temsil edilirken gerilmiş kollar en diptedir. Ama yakından incelendiğinde, haritanın tamamen kesintisiz olmadığını görürsünüz. Yüz, olması gereken yerde boyunun yakınında değil, elin altındadır. Genitaller ise uylukların arasında değil, ayağın aşağısına yerleşmiştir. Örneğin, eğer
Sy 47-54 arası·Kitabı okudu
Bilim Teknoloji Mühendistlik
Kendiliğinden gülümseme bazal ganglionlar, yani evrimsel bakımdan daha eski olan talamus ile düşünme ve planlamanın yer aldığı beyin yüksek korteksi arasında bulunan bir hücre demeti tarafından oluşturulur. Dost bir yüzle karşılaştığınızda, o yüze dair gelen görsel mesaj, beynin duygu merkezi veya !imbik sisteme ulaşır ve ardından doğal bir gülümseme oluşturması için gerekli yüz kasları etkinliğini yöneten bazal ganglionlara iletilir. Peki, birisi fotoğrafınızı çekerken gülümsemenizi istediğinde neler olur? Fotoğrafçıdan gelen sözlü bilgi alınır ve işitsel korteks ile dil merkezlerinin de dahil olduğu beynin yüksek düşünme merkezleri tarafından anlaşılır. Buradan da piyano çalmak veya saç taramak gibi hüner gerektiren istemli hareketlerin üretilmesi için uzmanlaşmış ve beynin ön tarafındaki motor kortekse aktarılır. Görünürdeki basitliğine rağmen gülümseme, düzinelerce minik kasın uygun sıra ve özenli bir uyumla çalışmasını gerektirmektedir. Motor korteks (doğal gülümseme için uzmanlaşmamıştır) işe karışırsa, bu olay hiç ders almadan Rachmaninoff çalmak kadar beceri gerektiren karmaşık bir işe dönüşür ve tamamen başarısızlıkla sonuçlanır. Gülümsemeniz zoraki, gergin ve yapaydır. İki farklı "gülümseme devresi"ne yönelik kanıtlar beyin hasarlı hastalardan gelmektedir. Bir kişinin sağ motor korteksi, yani vücudun sol tarafına ait karmaşık hareketleri düzenlemeye yardım eden özelleşmiş beyin bölgesi felç olduğunda sorunlar solda ortaya çıkar. Gülümsemesi istendiğinde hastada zoraki ve doğal olmayan bir sırıtma görülür; normaldekinden daha da korkunçtur, çünkü yüzün sadece sağ tarafında yarım bir gülümseme vardır. Fakat aynı hasta sevdiği birini veya akrabasını gördüğünde ağzın ve yüzün her iki yarısının da katılımıyla doğal ve geniş bir tebessüm üretir. Bunun nedeni
Sy 35-36·Kitabı okudu
Bilim Teknoloji Mühendistlik
Tarihte beyin birçok farklı yöntemle incelenmiştir. Psikologlar arasında popüler bir yöntem, "kara kutu" yaklaşımıdır: Sistemin girdilerini sistematik olarak çeşitlendirir, çıktılardaki değişiklikleri gözlemler ve bu ikisi arasında neler olduğuna dair modeller oluşturursunuz. Eğer bu size sıkıcı göründüyse, evet sıkıcıdır. Ama bu yaklaşımın bazı görkemli başarıları oldu, örneğin renkli görme mekanizması olarak üç renk temelinin keşfi gibi. Araştırmacılar görebildiğiniz tüm renklerin basitçe üç temel rengin -kırmızı, yeşil ve mavi- farklı oranlarda birleşiminden oluştuğunu buldular. Bundan, gözümüzde sadece bir dalga boyuna en büyük tepkiyi verip diğer dalga boylarına daha az oranda tepki veren üç reseptör olduğu sonucunu çıkardılar. Kara kutu yaklaşımının sorunu şudur: Er ya da geç, birden fazla uygun modelle kalakalırsınız ve hangisinin doğru olduğunu keşfetmenin yolu kara kutuyu açmak, yani insanlar ve hayvanlar üzerinde fizyolojik deneyler yapmaktır. Örneğin, sindirim sisteminin nasıl çalıştığının, sadece çıktısına bakılarak çözülebileceğinden oldukça şüpheliyim. Sadece bu stratejiyi kullanarak, hiç kimse çiğneme ve kasılma hareketleri, tükürük, mide sıvıları, pankreas enzimleri veya safranın var olduğu sonucunu çıkaramaz, ne de sadece karaciğerin sindirime yardımcı olmak için bir düzineden fazla işlevi olduğunu hayal edebilir. Psikologların büyük bölümü -bunlara işlevselciler denir- şu görüşe bağlılar: Zihinsel süreçleri katiyen hesaplamacı, davranışçı ya da "tersine mühendislik bakış açısı" ile anlayabiliriz; yani kafanın içindeki karmakarışık şeylerle canımızı sıkmaya gerek yok. Biyolojik sistemlerle uğraşırken, yapıyı anlamak, işlevi anlamak için çok önemlidir. Bu, beynin işlevleri hakkında işlevselci veya kara kutu yaklaşımına tamamen aykırı bir görüştür.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Bilim Teknoloji Mühendistlik
Reklam