Hayaller kurulabilir, gökyüzü arzulanabilir, hafızada binlerce enfes anı canlandırılabilir ama bir bedenin bir ötekini arayışının yeri nasıl doldurulabilir?
Kimsenin hayal kurmasını, müzik dinlemesini, bir kuşun uçuşunu ya da bir dalganın kıyıya vuruşunu engelleyemeyiz. Ressamların resim yapmasını, müzisyenlerin çalmasını, yazarların yazmasını engelleyemeyiz. Sadece eserlerin insanlara yayılmasını, açılmasını, dokunmasını engelleyebiliriz.
Bir filmden çıkıp da ortadan kaybolmayı düşünmeyen biri var mıdır? Bir daha ailesini, arkadaşlarını görmemeyi, ertesi gün çalışmamayı, herkesin tanıdığı bir kişi olmamayı, yepyeni bir hayata başlayıp sadece kendi zevkleri için yaşama riskini almayı kim düşlememiştir?