rumeysa

rumeysa
@amavelakin
Şaşırtıcı olansa çocuğu, büyük yerine koymanın, ona yaşının gerektirdiğinden daha fazla söz hakkı tanımanın 'ihmalkârlık' ile aynı sonucu verdiğidir. Sınır konmayan çocuk, ebeveyninin umduğu gibi kendini bir sevgi sarmalı içinde değil, aksine güvensizlik içinde hisseder. Ebeveynlerinden güven alamayan çocuk korkar, gitgide hırçınlaşır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Aradan yıllar geçti, evliliğimde sorunlar yasamaya başladığımda psikoloğa gittim. Orada öğrendim ki yıllar boyunca anne babamın bana sınır koymalarına, onlardan bir otorite görmeye ihtiyaç duymuşum. Annemin kurallarını her daim esnetmesi, kaldırması ve her istediğimi yapması o an isime gelmiş ama kendimi hiç güvende hissetmemişim. Simdi kendi çocuklarıma kurallar koyuyorum. Tavrımın olumlu sonuçlarını görmek, kendi yaşadığım eksikliğin yüzüme çarpmasına sebep oluyor.”
Zorba, can acıtmak ister. Kurbanının ağladığını, öfkelendiğini, üzüldüğünü veya kontrolü kaybettiğini görmesi istediğini elde etmesi demektir. Kurbanının canını sıkmayı başardığında ona güler ama beklediği tepkiyi vermeyen biriyle karşılaşırsa da bir iki denemeden sonra sıkılır. Zorbalığa maruz kalan çocuk, bir ya da birkaç deneme boyunca duygularını hissettirmemeyi başarırsa zorba, başka bir kurban seçmeye yönelebilir.
Biz yetişkinler, "aşırı hassas" davrandığımızda çekindiğimiz sonucun ta kendisini elde ederiz: Çocuğu koruyup güçlendirmek yerine onu özgüvensiz, bağımlı bir birey olmaya iteriz. Yaşanan durum ne olursa olsun, endişeli ve aşırı korumacı yaklaşım çocuğa faydadan çok zarar verir.
…bebeğin sağlığını tehlikeye atan türden tutarsız bakım alan bebeklerde, "güvensiz-kaçıngan" bir tür bağlanma geliştiği, bu çocukların annelerinin (ya da birincil dereceden bakıcılarının) kendilerini koruma yeteneklerinden şüphe ettikleri, bu bağlanma biçiminin zorbalığa maruz kalma ihtimalini artırdığı gözlemlenmiştir.