Nihan Aydın

Nihan Aydın
@ambrosia7
“Şimdiye dek, diye düşündüm, ormanın içinde dolaşıyordum. Ama artık mağaranın ağzına yaklaşıyordum. Derinlerde bir yerde yanan ateşten gelen duman kokusunu alıyordum. Bir şeylerin yakılması ve kurban edilmesi gerekiyordu. Ateş ancak o zaman tamamen yanıp kendi kendine sönecekti. Duman dağılacaktı. Gözlerim karanlığa alışacaktı, diye düşündüm. Ayağımı basacak sağlam bir yer bulacaktım. Mağaradan çıktığımda, yeniden ışığa ulaştığımda, sonunda uyandığımda her şey -bütün dünya- yenilenmiş olacaktı.”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Daha önce hiç gemiye binmedim. Gemileri resimlerden ve duyduklarımdan bilirim. Hava bozduğu zaman tayfalar büyük bir gayretle kendilerini kurtarmaya çalışır. Kimileri dümene sarılır, kimileri yelkenlere koşar, kimileri de sintineden su boşaltır. Ama fırtına şiddetlenip deniz kabardı mıydı kaderlerine boyun eğip azgın dalgaların hiddetine teslim olurlar. Ben de tanrıların gönderdiği korkunç fırtınaya yenildim, başıma gelen felaketler yüzünden sesim soluğum kesildi, kelimeler boğazımda düğümlendi.”
Sayfa 29·Kitabı okudu
Oysa çirkinliği iyi temsil etmedeki yarış bizde sadece cehennemin farklı görüntülerinin değil, aslında korkunç olanın alttan alta gerçek bir haz kaynağı olduğu konusunda şüphe yaratır.
Sayfa 67·Kitabı okudu
İnsanlık erkektir ve erkek; kadını içinde değil, erkeğin kendisine göre tanımlar. Kadın özerk bir varlık olarak görülmez. Michelet “Kadın, göreli varlık…” diye yazar.
Charmian: Bayan, onu gerçekten çok seviyorsanız, Onun da sizi öyle sevmesi için Uygun bir davranış değil bu. Kleopatra: Peki, sence ne yapmalıyım? Charmian: Onun suyuna gidin, huysuzluk yapmayın. Kleopatra: Aptalca bir öğüt; dediğini yaptığım anda Onu kaybettim demektir.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Oyun