melik

Çünkü... çünkü... çünkü... yaşamı yeniden buldum. Çünkü binlerce parçaya bölünüp yeniden birleşmek, böylece kendi kendimi doğurmak ve doğumuma tanıklık etmek, hayır doğumumu yaşamak istedim ve seninle birleşirken, birleşme süreci içinde, anlıyor musun, çiftleşmeden değil, tekleşmeden söz ediyorum, o süreç içinde, duyuyor musun Gün, ağlamayı bırak, beni dinle, o neyin süreci olduğunu bilmediğim süreci yaşarken, binbir parçaya, milyonlarca parçaya dağıldım, ama benden ayrılan her bir parça o süreci yaşıyordu, yükselirken milyonlarca ben olarak yükseldim, düşerken, milyonlarca ben düştük... Yoksa, yoksa sen bunu yaşamadın mı Gün?
Reklam
Ortak bir kurtuluş yok, dedim. -Var, dedi. Olmalı. Bu köhne geminin üstünde yaşasak bile var. Gemi su almaya başlasa bile var. Kayalara çarpsak bile var. Batarken bile var. Suyun dibini boylasak bile var. Giderek, asıl o zaman var diyesim geliyor. Gerçek bir umutsuzluktan doğan gerçek bir kurtuluş. Bir an göreceksiniz bunu.
Çocuklar böyledir, her şeyi söylerler ve hiçbir şey söylemedim derler.
Ah, keşke yitirmiş olsaydım belleğimi. Keşke. Her şeyi unutmak, adımı, sanımı, işimi, karımın yüzünü, borçlarımı, sıkıntılarımı. Keşke yitirmiş olsaydım o beni sıkmaktan başka bir işe yaramayan, adına bellek denilen o murdar hazineyi.
Her şey olacağı yere varır. Doğru. Her şey olacağı ya da varacağı yere varır.
Reklam