Şevket Bıdı

Şevket Bıdı
@amentu_
Düşünebilirim, Sabredebilirim ve Oruç tutabilirim. İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Mezunu. İngilizce okur anlar ve konuşur; arapçayı da Cemil Meriç'in tabiriyle sökerim.
10/10
·124 syf.··
2019 38. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2019 12:13
hepimiz godot yu bekliyoruz. godot bir sembol aslında hersey olabilir. umut, tanrı veya baska birsey. absürd tiyatrosunun en önemli yapıtlarından olan godot'yu beklerken' in sahneye konuluşunun 50. yılı samuel beckett bu iki perdelik oyununu, cennetin kapısı önünde umutla bekleşen iki kişinin görüldüğü lord dunsany'nin the getterling gate oyununun parodisi olarak kaleme alır. bekett tanrının,hakikatin,anlamın saçmalığından ve yaşamda bunları bekliyor olmanın boşunalığından bahseder.edimleri ve düşünceleriyle vakit geçirdikleri ya da 'varoldukları izlenimi' veren oyun kahramanları amaçsızlık ve anlamsızlığı sergilerler yapıtta.-heidegger'in oyunu izledikten sonra : bu adam heidegger okumuş olmalı dediği söylenir. bana göre tüm zamanların en iyisi olan bu oyun 21. yüzyılda da kafamızda soru işaretleri bırakmaya devam ediyor.' * ve ayrıca godot yu beklerken: godot yu beklerken canım sıkıldı eve gittim. ocağa su koydum 10 dakikada kaynadı sonra çay demledim biraz daha bekledim çay otursun diye havlu sardım demliğin üstüne hem soğumasın hemde güzel demlensin diye, hazır olduğuna karar verdiğimde bardağımı sıcak suyla çalkaladım demlikleri elime alıp yarısına dem yarısına sıcak su doldurup orta demli bir çay hazırladım kendime. sonra kütüphaneme geçtim kitapların karşısına oturdum onları seyretmeye başladım çayı sol elime aldım sağ elimi raflara uzattım bu arada evet şekersiz içiyorum siyasi kitapları teğet geçip klasiklere doğru yol aldım sonra usulca delikanlıyı okşadım ordan budalayı sevdim biraz sonra eugenie grandet ye dokunup iç geçirdim oblomov a gözüm kaydı ama üşendim onu sevmeye boşver dedim sonra severim kalpazanları sevdim birazda andre gide hakkında pek hoş olmayan şeyler düşündüm ama kimseye söylemedim yuttum gitti son olarak karamazov kardeşleri parmak
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·104 syf.··
2019 91. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2019 09:04
Aynı tür kurgu ve usluplarla karşılaşmaktan bunaldığım bir zamanda, daha önce tecrübe etmediğim bir anlatım şekliyle ilgimi sayfalarında yoğunlaştıran dahiyane bir Eser.. Hani başımıza bir şey gelir de hep içten hesaplarız: ne kimseye anlatabiliriz, ne de o olayı tekrardan yaşayıp olanları değiştirebiliriz... Hep o geçmiş olan ânda doğruyu mu yaptık diye merak ederiz. İşte sizin de kendinizden bir çok şey bulacağınıza inandığım nadide eserlerden birisi.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201419,2bin okunma
Puan vermedi·263 syf.··
2019 257. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2019 11:37
Kardeşim hayat memat meselesi olarak gördüğü büyük bir sınavla cebelleşirken, benim kaldırımda oturup kahkahalar eşliğinde okuduğum Murat Menteşimsi kokuların buram buram yayıldığı hoş bir kitap... Öncelikle: -Kitap çok güzel; ama ben fazla beklentiler içerisindeydim bu yüzden hafifte olsa bir kırılganlık olmadı değil -Kelime oyunlarına bayıldım -Kitap için bir Roman dır diyemem.Çok farklı bir şey olmuş... Andre Gide vâri desem yalan olmaz.. bknz: kalpazanlar -{devamı 121. sayfada} yalancııııı..... sinemadan çok faydalanmış; pulp fiction senaryo mizanseni alınmışş! kitaptan kesitler: " Cennet ve cehennem hakkında ileri-geri konuşmam çünkü ikisinde de dostlarım var.(Mark Twain) " "Karanlıkta kelimelerin ağırlığı artıyor.(Elias Canetti) " "Falcı,müşterisinin göremediği bir şeyi görebilen kişidir:Onun bir budala olduğunu(Ambrose Gwinnett Bierce) " "Gençler olmayacak şeylere heveslenirler,yaşlılarsa hiç vuku bulmamış şeyleri hatırlarlar.(Hector Hugh Munro) "
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · İletişim Yayınevi · 200517,7bin okunma
9/10
·303 syf.··
2019 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2019 14:48
Camus'nün "yabancı" sı bilinir, o konuşulur hep. Ama Veba vardır esasında Camus'nün toplum psikolojisini ustalıkla kaleme aldığı. Camus, felsefeleri edebiyatlaştırabilen o büyük ustalardandır, ufku geniş muztariplerdendir. Kitabı edinip okuyunuz, üzerine pek bir şey söylemek istemiyorum; çünkü ayrı bir inceleme yazısı kaleme almak icap eder. Albert Camus nün Veba'sını gece bitiremeyince yarım bırakıp uyumuştum, rüyama giren tek kitaptır, rüyanın ertesinde kalemime dökülen satırları paylaşıyorum sadece. Hafızası kuvvetli olmasına rağmen ikide bir elindeki bilete bakıp otobüs numarasını kontrol ediyordu, 18 numaralı koltukta seyahat edecekti. Bir yandan yürüyüp diğer yandan elindeki bilete bakarak otobüslerin arasından Çukurova yazılı olanı bulmuştu sonunda. Sırtındaki çanta gittikçe ağırlaşmaya başlamıştı. Muavine bileti gösterip otobüse bindi. Çantasını, oturduğu koltuğun üstüne özenle yerleştirdi. Kulaklığını çıkarıp muavinden bir bardak su istedi.Suyunu içerken bir yandan düşünüyordu: ne yapabilirdi Çukurova'da? Pamuk toplamaktan eline ne kadar geçecekti? Kaçak hayatını idame ettirebilecek miydi? Elini üst bagaja atıp çantasını yanına çekti. İçinden bir kitap çıkardı, Albert Camus'nün Veba isimli kitabıydı ve okumaya başladı. Okudukça kitapla bütünleşiyor ve varlığını unutuyordu. Huzur buluyordu, tarif edemediği garip bir haz. Okurken karanlık çökmüştü kitabı önündeki monta edilmiş masaya bırakarak, başını arkaya yasladı ve hafif bir uykuya daldı. Gerçek miydi hayal mi? Kestirmek çok güçtü. Veba nın tüm kenti kapladığı bir beldedeydi. Yada Çukurova'ya giden bir otobüsteydi. Yoksa aslında kentte vebadan can çekişirken kendisini Çukurova'ya giden bir otobüste mi hayal ediyordu. Hangisi gerçekti? Aklı her türlü ihanet ediyordu kendisine. Eroin nedir bilmezdi; ama
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
10/10
·572 syf.··
2019 79. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2019 12:46
·
Her kitapta bir aşk hikayesi olmalı, insan ihtiyaç duyuyor buna, dikkat edilmesi gereken tek şey kitaplardaki bu aşk hikayelerinin kitabın merkezine oturmaması... Cümle biraz düşük oldu geri dönüp düzeltmek yerine şöyle açıklamaya devam edeyim, efendim şimdi yazar bize bir aşk öyküsü sunuyor, amenna... bu demek değildir ki elimizdeki kitap bir aşk romanı etc... Sadece kitapları daha çekici kılmak için, insanın merak etmekten hiç bir zaman vazgeçmeyeceği aşk temasını kitaba yerleştirmekten ibaret klişe bir yazarlık taktiği. Notre Dame ın güzelliği, aşk öyküsünün harükulade oluşunda gizli. Esasında Fransa'nın karanlık dönemlerini anlatmak için kaleme alınmış bu eserde seni beni onu bunu içine çeken ve kendine bağlayan, akıllarda unutulmaz bir tat bırakan aşk öyküsü, işte bu aşk öyküsü, ah ulan aşk öyküsü. Yani bazan derler ya: "Ne desem bilemedim şimdi" diye, öyle bir haldeyim. Çünkü bu pek izah edilebilecek bir aşk değil. Esmeralda, güzelliği herkesin dilinde olan dilberimiz. Ve kamburumuz Quasimodo... Benim için bütün roman bu ikili etrafında dönüyordu, Esmeralda'ya aşık olan diğer rahip ya da Phoebus'un edebi hiç bir değeri yok... Bazan oturup ağlasam diye düşündüm... Bazen ise sinirlendim insanoğlunun gözlerinin siyah beyaz göremiyor oluşuna. Her şeyin renkli olmasına lüzum yok. Tercihlerinden ötürü kimseye kızma hakkımız da yok sanırım.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma