Uzun bir bekleyiş sonrası okuma fırsatı bulduğum listemdeki kitaplardan biriydi. Kitabın başından sonuna kadar aslında hayatın tekerrürlerden ve birbirini takip eden silsilelerden ibaret olduğunun bir kez daha farkına varıyorsunuz. Hayatta ne kadar kalabalık yaşarsak yaşayalım iilaki yaşantımızın bir döneminde yalnızlığa mahkum olduğunuzu, o dönem için ise kendimizle barış içinde olmazsak ölümle burun buruna kaldığımızı açık seçik bir anlatımla karşımıza çıkarıyor. İnsanlığın başından gelmiş geçmiş iyi, kötü, güzel, çirkin ne varsa hepsini kabullenişin bir anlatımından ibaret. Ayrıca sonradan fark ettiğim küçük bir ayrıntı da yazarla aramızdaki bağı geliştiriyor. Okumak isteyen herkese şimdiden iyi okumalar.
Elyazmalarında Aureliano Babilonia'nın şifreleri çözdüğü anda aynalar (ya da seraplar) kentinin rüzgarla savrulup yok olacağı, insanların anılarından silineceği ve yazılanların evrenin başlangıcından sonuna dek bir daha yinelenmeyeceği yazıyordu. Çünkü yüzyıllık yalnızlığa mahkum edilen soyların, yeryüzünde ikinci bir deney fırsatları olamazdı. SON...
Ursula yüreği parçalanarak gördü ki, Amaranta'nın Pşetro Crespi'ye çektirdiği eziyet, herkesin sandığı gibi öç alma duygusundan değil, Albay Gerineldo Marquez'in ömrünü zehir eden inatçılığı yine herkesin sandığı gibi kötü yürekliliğinden değildi de, sınırsız bir sevgiyle aşılmaz bir korku arasındaki ölümcül çatışmanın sonucuydu. Ve Amaranta'nın kendi yüreğinden korkması, sonunda öteki duygulara ağır basmıştı.