Her aldığım nefes boğazımı yakıyor... Ben çok zor yaşıyorum. Doğduğum günden beri ölüm döşeğindeymişim gibi yaşıyorum... Onun için
bir restoranda oturunca masayı kendime doğru çekiyorum, sandalyemi oynatmadan. Çünkü hasta olan benim. Her şey bana göre düzenlenmeli. Ben gitmem. Onlar gelsin! Zaten kimse kimseyi çağırmıyor. Kimse kimseyi kovmuyor...
Onu kurtaracağımı düşünüyordu. Ama kim kimi kurtarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? "Kurtuluş" dedim. "Ankarada bir mahalle." Fazlası değil. Belki bir de Bob Marley in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok! Kurtulmaya gelmiyoruz dünyaya. Daha da saplanmak icin buradayız. Dibine kadar.
Tırnaklarınla elde ettiğin yalnızlığının bozulacağını düşünerek yaşamak en büyük ihanet. Ama sonra kendini düşünüyorsun.
İhanet edilecek kadar var mısın ?
"İnsanlar.." dedim fısıldayarak. "Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı.."