Bu kelimeyi israf düzeyinde çokça kullanıyoruz: Seviyoruz, seviyorum, seviyorlar, sevecekler. Oysaki sevgi temelinde bilgi ve ilginin, sonucunda da saygı ve kaygının olduğu bir iç itilim, bir eylem prensibidir.
Müslüman'ın mefkuresinde kadın nefestir; gayrısında kadın nefistir. Müslüman'ın mefkuresinde kadın kişidir; gayrısında kadın dişidir. Aradaki düzey farkına bakmamız gerekiyor. Hz. Peygamber'in Medine'de inşa ettiği medeniyet taşıdır sevgi. O zayi olduğunda medeniyet yerle yeksan olur.
İslâm ahlâkına göre gerçek anlamda büyük ve ulu olan yalnız Allah'tır. Bu yüzden kulun kibirlenmesi ilk önce Allah'a karşı saygısızlıktır ve O'nun hakkına tecâvüz etmek demektir ki, bunun en ileri derecesi de Allah'ı, mutlak varlık olarak kabule yanaşmamaktır.
.
.
İlâhi tebliğe karşı olan söz konusu topluluktan söz ederken Kur'ân genellikle "istekbera" fiilini kullanmıştır. Bu durum esasen inkârcı insanın en tipik vasfıdır. Dinsel anlamda kâfir de zaten, insanları küçük gören ve kendisiyle övünen kişi demektir.
Henüz İslam'ın Arap Yarımadası'nda hâkim olmadığı zamanlarda, Peygamberimiz buyurmuş ki: "Bir zaman gelecek İslam bu diyarda öyle bir hüküm sürecek, İslami kurallar, İslami ahlak, edeb, terbiye öyle bir kökleşecek ki ta San'a'dan bir kadın, tek başına kalkacak, devesine binecek, Mescid-i Haram'a gelecek, haccın, tavafını, sa'yını, umresini yapacak ve malına ve namusuna hiçbir sataşma olmadan yeniden memleketine dönecek."