Kur'an olsun ama Hz. Peygamber'in tebyîni olmasın diyenler aslında; "Talim olsun, talim güzeldir ama muallim olmasın; tedris güzeldir, tedris olsun ama müderris olmasın; hikmet olsun, hikmet iyidir ama hakîm olmasın; bilgi olsun, ama bilge olmasın; tıp olsun ama tabip olmasın." demek gibi absürt bir iddiada bulunuyorlar.
Kelimenin kök anlamı, mübalağa kalıbı ve aynı kökten gelen kelimelerle de bağlantılı olarak ele alındığında "kavvâm" belli değerlere (kıyem) bağlı olarak yapıyı koruyan, ilişkileri doğal ayarında (kıvâm) tutan, maslahatı gözeten (kayyim), bunu içselleştirerek ahlakı haline getirebilmiş sorumlu kişi demektir. Bu yapılamadığı takdirde kurumda ya da ilişkilerde dengeler bozulur, yapı dağılır (kıyâmet).
.
.
Bu bağlamda kavvâm, ailesini her türlü bela ve sıkıntılara karşı bir yuva, bir sığınak olarak tutabilen, koruyabilen, yükünü çekebilen, geçimini üstlenen, kısaca aile bireylerinin hizmetkârı olan ve bu yönüyle de saygıyı, itaatı hak eden kişidir.
Kavvâm-itaat bağlamında karı-koca münasebetlerine bakış Nisa34 çerçevesinde bir değerlendirme - Saffet Köse
İslam toplumlarında ilişkiler haklar değil karşılıklı vazifeler, yetkiler değil karşılıklı sorumluluklar üzerine kurulur. İslam toplumunda ilişkilerin temel dinamiği "hakşinaslıktır." Bu anlayış, "Her hak sahibine hakkını ver." hadisinin bir ifadesidir. Günümüzün "hakperestlik" zihniyeti Batı toplumlarının sınıfsal yapısından kaynaklanan çatışma ortamının etkisiyle "hak verilmez, alınır." temeline dayanmaktadır. Müslüman toplumlarda veren el, Batı toplumunda alan el, iki zihniyetin farkını anlatır. Sorumluluklar merkeze alınarak kadın-erkek dengesi oluşturulabilir.
Kavvâm-itaat ilişkisi bağlamında karı-koca münasebetlerine bakış Nisa34 çerçevesinde değerlendirme - Saffet Köse