İnsan dostları ile konuşmaya daldığı bir zamanda kendini yoklamalı ve sormalı:
- Neden bahsediyoruz, bunların dünyaya ve ahirete bir yararı var mı?
O zaman frene basmalı. Hafifçe toslamak ve neşeli havayı dağıtmak pahasına. Ve sözü bilerek, isteyerek yararlı bir mecraya akıtmalı. Bir ayet, bir hadis, bir ibadet hatırlanmalı ve başkalarına da hatırlatmalı. Ta ki zaman öldürmek yerine zamanı diriltmek, onu en olumlu biçimde kullanmak bir alışkanlık haline gelsin.
Hicreti ve Medine'deki ilk devleti düşünüyorum. Hani devamı? Hanedan geleneği, saraylar, emirle ümmet arasına kat kat surlar, demir kapılar, derken şunlar bunlar. Güneş orada kararmış, perde üzerine perde atılmış. Yok bir numunesi.
Müslümanın bir tek saniye boş zaman geçirmeye hakkı bulunmadığı bir zamanda kendinize nasıl bir değer biçiyor, maddi ve manevi gücünüzle nasıl bir hedefe bakıyorsunuz?
Yani kısacası diploma değil, diplomalar almakta acze düşmeye, şu bu dersten takıntılı olmaya, minicik hedeflerin önünde bocalayıp durmaya utanmıyor musunuz?...