Dergâha odunun bile eğrisinin giremediğini her andıkça inceden sızlayan kalpleri, 'emrolundukları gibi' dosdoğru olamadıkları günler boyunca bir Tapduk ateşiyle yanar durur. Yanmanın deva olduğunu bilecek kadar nasipleri vardır aşktan, kalplerinin devayı bulacak kadar yanmaya takati yoktur.
Sen değil misin 'Alîm' olanın açlık ve meşakkatin içine sakladığı ilmi, tokluk ve rahatın koynunda arayan?
Sen değil misin 'Muîz' olanın tâat ve ibadetin içine sakladığı izzeti, ümerâ kapılarında, makam ve mevkide arayan?
Sen değil misin 'Ganî' olanın, kanaatin içine sarıp sarmaladığı zenginliği, mal yığıp bitiktirmekte arayan?
Ve sen değil misin Allah'ın cennet için yarattığı rahatı bu dünyada arayan?
Bulmak için aramak lazım diyorlar, aramak için de kaybettiğini bilmek.
...
Hem sadece kaybettiğini aramaz ki insan, bazen de bulunca fark eder onun hep aradığı şey olduğunu.