Mesele dört duvar değil üstadım,
İçeride kimin güldüğü,
Kimin susup uzaklara daldığı.
Yaldızlı koltuklar, kristal avizeler...
Isıtmıyor işte soğumuş kalpleri,
Göz göze gelmekten korkan gözleri.
Yükleme nefreti o canım mobilyalara,
Tahtanın ne suçu var, camın ne günahı?
İnsan sığamadı mı sığamaz saraylara,
Gönül daralınca dünya zindan olur.
Bir kuru ekmek, bir boş oda;
Yeter ki huzur olsun sofrada.
İnsan o zaman ait hisseder kendini,
Boş odalarda yankılanan neşesine.
Nefreti kusma kimseye,
Bırak pencereden dışarı,
Yıkasın yağmurlar, unutsun rüzgarlar;
Sen sadece sevdayı al içeri.