her insanın boşluğa doğma hakkı olmalıydı. vatansız, toplumsuz, ailesiz ve kişiliksiz olmak her insanın hakkıydı. hiçbir insan genetik ve kültürel mirasın baskısı altında yaşamaya mahkum edilemezdi.
insan, uzayda var olan yalnız bir varlık olduğunu anımsamadığı sürece sosyalleşmenin bedelini adsız acılarla ödemeye devam edecek. duyguların, düşüncelerin en büyük düşmanı olduğunu öğrenmedikçe; duyguların, sadece birer kelimeden ibaret olduğunu anlamadıkça, onların esiri olarak kalacak.
tanıklık ettiğim dünya, şiddet kullanılarak yönetiliyordu. ancak kimse bunu itiraf etmiyordu. hatta şiddet kelimesi bile gömülmüştü. onun yerine başka bir kelime kullanılıyordu: para. çok daha nazik. çok daha yasal. çok daha ahlaki. çağdaş uygarlıkta şiddetin anlamı paraydı.