1887 tarihinde, uzun ve epik bir serinin ilk kitabı olarak karşımıza çıkan eser. Doktor Watson'un anıları üzerinden takip edebildiğimiz, eşsiz yetenekleriyle esrarengiz olayları aydınlatan dedektif Sherlock Holmes'ın maceraları. Günümüzde onu birçok film ve diziyle tanıyoruz. Sherlock dizisinden bildiğimiz epik Watson ve Holmes'un tanışma sahnesi gibi birçok sahnenin de içinde bulunduğu ana kaynağımız: Kızıl Dosya.
İzlediğim sahneleri kaynağından okumak bir başka. O aşina olduğumuz sahnelerin aslında nasıl büyük bir eforla metinden imgeye dönüştürüldüğünü görmek de. Kızıl Dosya'da, Londra'dan bağımsız, cinayetin sebep olduğu bir hikaye mevcut. ABD'de, Mormonlar cemaatinin baskısıyla evlendirilmek istenen bir kızın sevgilisi, Jefferson Hope, Salt Lake City'den aşkını kurtarmayı beceremez. Mormonlar cemaatinin, Son Zaman Azizler Kilisesi'nin elinde can veren sevgilisinin intikamını almak isteyen bir adamın adalet sağlama istenci ile baş gösterir tüm olaylar. Bu hikaye Sherlock Holmes'tan, Londra'dan bağımsız bir şekilde uzunca anlatılır. Burada anlatılan kilise ve cemaat kurgu değildir. Bu cemaat halen daha aktif ve 15 milyonu aşkın takipçisi bulunan bir dini cemaattir. Bu camianın içinde bulunmuş bazı tanıdık isimler de vardır (Amy Adams, Ryan Gosling ,Christina Aguilera vs.) İşte tam bu noktada, Kızıl Dosya'nın sadece bir dedektiflik hikayesi olmadığını anlayabiliriz. Çok daha donanımlı bir yazar ile karşı karşıyayız. O dönemde Mormonluk 30 senelik bir geçmişe sahipti. Doyle bize, 1887 tarihinde ABD'nin, Salt Lake'ın, Utah'ın, Son Zaman Azizler Kilisesi'nin derinine inen bir hikaye anlatır. Bize başka gerçekliklerden, başka zorluklardan bahis açar. Dedektifimizin analitik yetilerine hayran olurken, bambaşka hikayelere de tanık oluruz…
Ruth Rendell'ın da dediği gibi,