şu güzel ülkemin hali nereye gidiyor anlam veremiyorum artık.
münevver karabulut katledildiğinde kimse ders almamış. özgecan aslan öldürüldüğünde kimse ders almamış. ikbal uzuner ve ayşenur halil aynı gün canince katledildiğinde kimse yine ve yine ders almamış. bu kadınların üstüne daha kaç tanesi toprağa verildi, teker teker yazmaya kalksam yutkunamam ağlamaya başlarım.
2025 yılının yarısında 210 kadın cinayeti yaşanmış. 210 tane kadın. birinin kız kardeşi, annesi, kızı, karısı değil yalnızca birileri. onlar, bize hayatımızın her parçasında verilen etiketlerden daha önemliydiler ancak şimdi yoklar.
garip olan da şu ki, halkın suçladığı kişiler de onlar. evlenmeseymiş, neden sevgilisi varmış, o saate orda olmasaymış, düzgün giyinseymiş, ayrılmasaymış, ayrılsaymış... daha neler neler vardır da neyse. kurban giden kişiyi suçlamaya meyilli bir dünyada yaşamamız çok korkunç.
eski sevgilisi/eşi tarafından, aile bireyleri tarafından, tanımadıkları insanlar tarafından, kendilerine takıntılı olan psikopatlar tarafından katlediliyorlarsa bu onların suçu olmuyor. sıkıntı ölen değil, öldüren.
peki bunu neden gecenin köründe yazıyorum? çünkü bugün duyduğum olay beni çok etkiledi. bir abi kız kardeşini öldürüyor, kafasını kesmeye çalışıyor, organlarını çıkarıyor. bunu yapmasının sebebi ise uzun zamandır nazife ateş'i yani öz kardeşini öldürmek istemesi. bunu yapmasının ardındaki neden normal değil, psikolojisi bozukmuş belli ki.
nazife ateş benim yaşıtımdı, üniversite öğrencisiydi. onu tanımıyorum, keşke böyle şeyler olmasaydı da adını da öğrenmeseydim. abisinin "kendini deccal sanmasına" kurban gitti. düşündükçe kahroluyorum, o kızın yaşadığı şeyleri düşününce midem bulanıyor.
nazife ateş şu an hayatta olabilirdi, öldürülmesi için hiçbir sebep yoktu. abisi rahat rahat