Biliyor musunuz, korkmuyordum. Ölmek, ölüm; bunun düşüncesi beni hiç ürpertmiyordu da, o unutuş... bakın işte bu ağırlığı taşıyamıyordum. Söz vermişti. Pekâlâ, öyle olsun, söz vermişlerdi...
Yağıyor, yağıyormuş... Bağırdım, ama toprakta, sürekli yağan kar altında kalmaktan bağırmıyormuşum, hayııır; insanın insana karşı sorumsuzluğuna katlanamıyormuşum, buna başkaldırıyormuşum da ondan. Elleri ayakları zincirli isyan! Bu nedir, bilirsiniz. Bilir misiniz? Düşte olur. Hastaymışım.