Gezegenler arası uzayda, “Bu iki taş ‘aynı yükseklikte’ midir?” diye soracak olsam, doğru yanıt şöyle olur: “Bu anlamsız, bir sorudur çünkü evrende tek bir ‘aynı yükseklik’ kavramı yoktur.” Biri dünyada, diğeri Proxima b’deki bu iki olay “aynı an”da mı gerçekleşiyor diye sorsam, doğru yanıt şöyle olur: “Bu anlamsız bir sorudur çünkü evrende ‘aynı an’ olarak tanımlanan bir şey yoktur.”
Evrenin şimdiki zamanı” hiçbir anlam ifade etmez.
Dünya’nın hiçbir şey üstünde durmadan uzayda yüzdüğünü anlayan, 26 yüzyıl önce yaşamış Yunan felsefeci Anaksimandros’a tutkulu bir ilgim vardır. Anaksimandros’un fikirlerini, ondan söz eden başka yazarlardan öğreniyoruz ama yazılarından kalan küçük bir parça vardır, yalnızca bir tane
“Şeyler gerekliliğine uygun olarak birbirlerine dönüşür ve zamanın düzenine göre birbirlerini yargılar.”
“öyle mi sös vermiştik, kıymetlimis? ah evet, baggins denen piss bücüre çıkış yolunu gösterecektik. fakat ondan önce, cebisinde taşıdığı şu şey ne ki sahiden?
“ardıçkuşu taşlara gagasını vurduğunda gri kayanın yanında durun” diye okudu elrond, “ve durin günü’nde batan güneşin son ışınları size anahtar deliğinin yerini gösterecektir”