...insan bir sarayda, bir kulübedekinden başka türlü düşünür.
İdealistler derler ki, proleter bir proleter gibi düşündüğü için proleterdir, burjuva bir burjuva gibi düşündüğü için burjuvadır. Biz ise tersine deriz ki, bir proleter, proleter gibi düşünüyorsa bu, proleter olduğu içindir, ve bir burjuva, burjuva gibi düşünüyorsa bu, burjuva olduğu içindir. Bir proleter, proleter olduğu içindir ki, proletarya sınıf bilincine sahiptir.
Fikirlerimiz nereden gelir? sorusu sorulduğu andan itibaren, araştırmalarımızda daha ileri gitmemiz gerektiği görülüyor. 18. yüzyıl materyalistleri gibi “Karaciğerin safra salması gibi, düşünceyi de beyin salar” diye düşünürsek, yukarıdaki soruya, aklı ve ruhu tabiatın yarattığı, şu halde fikirlerimizin tabiatın ürünü, beynimizin ürünü oldukları cevabını veririz.
Tabii olarak eşyanın ve insanların sadece bir
tarafinı görmek eğılimindeyiz. Hem iyi yanını, hem kötü yanını görmek gerekir; yoksa örgütlerde kadro kurmak imkânsız hale gelir. Siyasi hayatta tek taraflı yargı yönteminin sonu sekterliğe [dışlayıcılığa] varır. Gerici bir örgütün adamı olan bir hasmımızla karşılaştığımız zaman, onun hakkında, yöneticilerine bakarak hüküm veririz.