O zaman o kadar acıya rağmen yine de sonunda direnip insanlardan bir şeyler duymak için kulak kabarttığında sadece kesin uçları olmayan doğrucu öğütler ve yatıştırıcı sözlerin tekrarlarıyla karşılaşmanın, biz gençleri be kadar utanç içinde yolun yarısında terk edilmiş gibi hissettirdiğini görürler.
Kimse bizim çektiğimiz acıları gerçekten bilmiyor. Kimbilir büyüdüğümüzde şimdiki acılarımızı ve üzüntülerimizi saçma bir şeymiş diye hatırlayacağız belki.
Birden, aynı anda, başka bir yerde, zavallı ve yalnız bir kızın aynı şekilde çamaşır yıkarken aya hafifçe gülümsediğinde, kesinlikle gülümsediğine inandım.
Neden acı çekiyorum, endişeleniyorum, yalnız hissediyorum, üzgünüm falan diyorum acaba? Her şeyi açıkça söylesem ölür müyüm sanki? Hissettiklerimi çok iyi biliyorum ama onları tanımlayacak tek bir isim, sıfat söyleyemiyorum.
İçimden hep annem için endişelenip iyi bir kız olmak istiyorum diye geçiriyorum ama hareketlerim ve kelimelerimde ortaya çıkan ben, bencil bir çocuktan başka bir şey değil.