Tuvalete doğru ilerleyerek sifonu çektim. Sonra lavaboya yöneldim, hızlıca ellerimi yıkayıp kuruladım. "İşte," dedim sahte bir sıntışla. "Mutlu musun?"
Dünyanın en şımarık kızı edasıyla ellerini kalçalarına yerleştirdi. "Tüm mikroplardan kurtulmak için ellerinizi Twinkle, Twinkle, Little Star" şarkısı eşliğinde yıkamamız gerekiyor."
Muhtemelen adımı bilen tek bir kişinin bile olmadığı New York'ta tek odalı bir dairede yaşıyor, yürüyerek gidip geldigim
bir dükkânda çalışıyor olurdum.
Easton gibi erkeklerden çok vardı. Her şeye sahipmis gibi görünen, tatlı dille kalbinize girmeye çalışan ancak istediklerini
vermediginize de üzerine basip geçen hos ocuklar her yerdeydi. En azından Alistair in nasil bir pislik olduğu konusunda açık sözlü olmasına saygı duyabilirdim. Asla olmadığı bir şey gibi görinmeye çalışmamıştı Hoşunuza gitmese bile size ne gösteriyorsa onu sunuyordu.