İki kere iki dört çekilmez bir şey. İki kere iki dört,
bana sorarsanız, bir küstahlıktır. İki kere iki dört, ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine (mükemmeliğine) inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da İki kere ikinin beş etmesidir!
İnsanlar dizgelere (sistemlere), birtakım soyut kavramlara öylesine düşkündürler ki, salt mantıklarını haklı çıkarmak için gerçekleri bile bile değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razıdırlar.
...
Çevrenize şöyle bir bakın: Kan gövdeyi götürüyor, hem de şampanya gibi neşesiyle akıyor.
Duvarı delmeye gücüm yetmiyorsa, "ille deleceğim" diye yırtınmam elbette; ama önümde yıkmaya gücümün yetmediği bir taş duvar bulunmasına da razı olamam.