bu yeni duygu farklıydı. yanaklarım acıyana kadar gülüyordum, kafa derim kafamdan sökülüp gidecekmiş gibi karıncalanıyor, dilim özgürlükten sersemlemiş halde benden kaçıyordu. akhilleus’a şunu, bunu, onu anlatıyordum. çok konuşmaktan korkmama gerek yoktu. ufak tefek olduğum için, çok yavaş davrandığım için endişelenmeme gerek yoktu. şu, bu ve o!