Diğer hadislerinde Resûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Âdemoğlu sabaha ulaşınca, bütün âzaları dile şöyle derler: Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Gerçekten sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen doğruluktan saparsan biz de saparız." 13
Dağlar Sana boyun eğmişken, ben küçücük dilimi Senin emrine veremedim.
Taşlar katılığından Senin hatırına vazgeçtiği halde, ben kalbimi yumuşatamadım; kem sözler döküldü dilimden.
Ateş yakıcılığını Senin için terk ettiği halde, ben nefesimle giybet ateşini üfledim.
Bağışla beni ey Rabbim
Diller, kılıçlar gibi havada şakırdayıp durur.
Mücadele eksenli bir toplumda, bireyler, kendi kimliklerini bireysel üstünlükleri üzerinden inşa ederler. "Ben-sen" sınırları belirginleşir, arkadan çekiştirmeler, çekememeler, iğnelemeler öne çıkar. Her gıybetin altında "Ben senden üstünüm!" "Sen kusurlusun, ben kusursuzum!” mesajı verilir. "Birey" kimliği sivriltilir. Sivriltilmiş “ben”ler ise tüm “ötekiler”i yutmaya, küçültmeye, itmeye, dışlamaya, ötekileştirmeye ayarlıdır.