Adı:
Söz Yangını
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
176
ISBN:
9789752639270
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Sözün güzelini söylemek için

Kardeşimin hatırını onun yokluğunda da korumak için

Emaneti ehline vermek, kardeşimin hatasını (emanetini) başkalarına taşıtmamak için

Tercihimi kınayıcı, yargılayıcı, yakıcı olandan değil, ıslah edici, onarıcı, yapıcı olandan yana kullanmak için

İkiyüzlü/ikisözlü olmamak için

Hayatıma parça tesirli fiskos bombası fırlatmamak için

Gıybetin y/aktığı ddaklarda artık çiçeklerin açması için

GIYBET ETMİYORUM!

Gıybet etmemek, “Allah’ı görür gibi yaşama” çabasıdır. Allah’ın duyduğunu bilerek konuşma duyarlılığıdır. Allah’ın işitmesine göre nefes tüketme inceliğidir.

Allah işitmiyormuş gibi konuşmak günah değil mi?

Senai Demirci, bir insanın, gıyabında da onurunun korunduğu, olmadığı yerde de saygı gördüğü, işitmediği kapı arkalarında da hatırının sayıldığı biricik medeniyetin mensupları olarak, gıybetsizliğe davet ediyor bizleri. Gıybet Gönülsüzlüğüne…
Senai Demirci ile yılllar önce Tıp Bayramında bir öğrenci etkinliğinde kitap söyleşisinde tanışmıştım. İnsanların belki de en çabuk unuttuğu ve şükür imtihanını en çok kaybettiği, Rabbin en güzel lütfu evlat nimetinde; insanların gaflette olduğunu anlatırken; kendi erkek kardeşini her aradığında, kızının kıymetini ve şükrünü hatırlatmak için kardeşine kendi ismiyle –Ahmet- diye seslenmek yerine, -Ayşe’nin babası - diye hitap ettiğini paylaşmıştı. O zamanlar pediyatrı stajında olduğumdan muhtemel, beni çok etkilemişti. Bir erkeğe göre fazlasıyla ince, nezih ve duygusal bir ruhun yazdıklarını merak edip almıştım kitaplarını…
Söz yangını, gıybet ve dedikodu hakkında okuduğum en orijinal kitaptı diyebilirim. Bildiğimiz dini ilmihal bilgilerinden ziyade ahlaken, vicdanen, manen, fıtraten, mantıken ve toplumsal olarak gıybetin çirkinliğini idafe edip, gerçekten hissettiren yazılardan oluşmakta. Eleştirileri itici değil, zira samimane kendisiyle yüzleşmek ve hesaplaşmak niyetiyle yazılmış. Tekrarlar çok olsa da seçilen kelimeler derin ve düşündürücü. Duygu yoğunlukta yazıldığı için arada yorulabilir , biraz sıkılabilirsiniz. Zaten kısa olan kitap aralıklı hatırlamak için de arada tekrar tekrar, parça parça da okunabilir diye düşünüyorum.
Aklımda en çok kalan ifade ise, gıybeti -dedikodu medeniyetinin kanlı ziyafeti- olarak tasvir etmesi…
Sözlerimiz yangın yeri olmuşta haberimiz yokmuş. Öz eleştiri şeklinde yazılmış bu kitabı okurken gözlerini kapatıp ne kadar günaha girdiğini düşünmeden edemiyor insan. Kitabın sonunda 99 Esma 99 Özür bölümündeki dualar çok etkileyiciydi. Belki de helallik isteyecek kadar zamanımız yoktur ya da bizim vardır da gıybetini yaptığımız kardeşimizi helallik istemek için bulamayabiliriz. Allah hepimizi affetsin ve bu günahtan en kısa sürede kurtulmayı nasip eylesin.

لَايُحِبُّ اللّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ

الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللّهُ سَميعًا عَليمًا

Nisa/148: Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

Benzer kitaplar

Gıybet, bir kardeşinin gıyabında, yani bulunmadığı mekanda ve zamanda, doğru ama duyduğunda hoşlanmayacağı şeyleri başkalarına söylemendir. Gıybet, bir ifsat eylemidir; bir kötülüğü düzeltmez; aksine yeniden üretir, çoğaltır, sürekli kalır. Gıybet, bir fist eylemidir; içeriğinin doğruluğu bile Doğru olmasına yetmez, söyleyenin haklılığı bile hak olmasını sağlamaz. Gıybet, bir seyyiedir, Özünde kötüdür; iyilik taşımaz. Gıybet, bir nefret eylemidir; sevgiye ve barışa yönelik değildir. Gıybet, fasit bir eylemdir; yararlı değildir. Gıybet sahibine faydası yoktur.
"Bu zamana kadar ne kadar iğrenç bir şeyle meşgul olmuşum ben!" dedirten bir kitap. Her cümlesi ayrı güzel ayrı estetik ve tabiiki korkutucu. Öz eleştiri niteliğinde olması da ayrı bir incelik, katiyen "siz böylesiniz" demiyor "ben böyleyim, ne yazık ki ben de böyleyim" diyor yazar. İçerisinde aynı şeyleri dönüp dönüp ele almış bu açıdan olumsuz izlenim bıraksa da ele alış tarzı bu açığı kapatıyor bence. Okumayı düşünen arkadaşlar, okusun. Gıybetten daha da nefret edeceksiniz. İyi okumalar...
Kitap dilimizin ne kadar keskin bir bıçak olduğunu
Gerekmedikçe kılıfından çıkarmamamız gerektiğini
Olağanüstü bir biçimde aktarıyor..

Kullandığımız kelimeleri büyük hassasiyetle seçmeliyiz..
Amenna...

Ama şuraya bir hikaye bırakarak ayrılmak istiyorum..

Çünkü sesimizi yükseltmeyi bıraktığımızda
Sözümüzü yükseltmeye başlayacağımıza inanıyorum


Hintli bir düşünür öğrencileri ile gezinirken birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.

Öğrencilerden biri “Çünkü sükûnetimizi kaybederiz.” deyince düşünür “Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:

“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur?

Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe yoktur” diye cevap verir. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra düşünür öğrencilerine bakarak şöyle devam eder:

“Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz”
Kitabı ilk gördüğümde sorduğum ilk soru: Söz yangını mı? Okumaya başladım, sayfalar ilerledikçe aralarında kayboldum adeta, kitabın ismi öyle ince düşünülmüş ki..
Bu kitabı okuyunca bütün kelimelerini seçerek konuşman gerektiğini düşünüyorsun.
Gıybet konusunda okumuş olduğum kitaplar arasında en iyilerden bir tanesi de bu kitap.
Teşekkür ediyorum @senaidemirci abimize
Benim için alışılmışın dışında bir kitaptı.Gıybeti cinayete benzetmesi ve öyle bir cinayet ki herkes memnun demesi kadar çarpıcı cümlelerden etkilendim.Yazarını tebrik ederim.Hele Allahın 99 isminin bakış açısı ile gıybeti irdelemesi çok etkileyiciydi.
Senai abimiz bu kitapta gıybetin tanımını farklı şekillerde yapmış:
√Allah işitmiyormuş gibi konuşmak (s.36)
√Kalbi kusurlara karşı duyarsızlaştırmak (s.50)
√Kalbi mühürlemek (s.50)
√Gönlün uykusu (s.56)
√Kalbin körlüğü (s.56)
√Bir nefret eylemi (s.69)
√Sosyal silah (s.70)

En can alıcı tanım ise şöyle:
√Bir cinayet işlendi. Öldürülen ortalıkta görünmüyor. Öldüren öldürdüğünün farkında değil. Öldürülen öldürüldüğünü bilmiyor. Cinayet kesin. Faili meçhul değil. Failine meçhuldü cinayet. (s.17)

Bütün insanlık olarak, bilerek veya bilmeyerek, sadece sevmediğimiz değil sevdiğimiz kişilerin bile arkasından o kadar rahatça gıybet edebilmemiz üzerine yazılmış eşsiz bir kitap.

Yaptıktan sonra tevbe etmeye, pişman olmaya bile gerek duymadığımız bu gıybet illetinin, örneğin bir zinadan daha kötü olduğunu çünkü Allah'ın kendisine karşı yapılan günahları affettiğini ancak kuluna karşı yapılanı kulunun affına bıraktığını iyice idrak ediyoruz bu kitaptan sonra.

Kesinlikle okunması gereken ve üzerinde iyice düşünülmesi gereken bir eser. Sonuçta Senai Demirci'den bahsediyoruz :)
Gıybet konusunun ele alındığı kitapta aynı anlamı taşıyan ifadelerin benzer kelime/cümlelerle sürekli tekrarlanması kitabı benim açımdan sıkıcı kıldı.
Bir insan duyar diye çekindiğin sözü, o insan yokken, işitmezken söyleyebiliyorsan, sözünün estetiğini Allah'a göre değil, kullara göre ayarlıyorsun demektir.
"...nin damlasını ağzıma koymam."
İlk akla gelen kelime: İçki
Şimdi 'içki' yerine 'gıybeti' koyalım.
"Gıybetin damlasını ağzıma koymam" diyebiliyor muyuz? Bu cümleyi kurarken gönlümüz rahat mı?
Uykudan uyanmam gerek önce ..
Uyanabilir miyim ?
Göz kapağı uykusu değil bu !
Gönlün uykusu.
Kalbin körlüğü .
Senai Demirci
Sayfa 64 - Nesil

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Söz Yangını
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
176
ISBN:
9789752639270
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Sözün güzelini söylemek için

Kardeşimin hatırını onun yokluğunda da korumak için

Emaneti ehline vermek, kardeşimin hatasını (emanetini) başkalarına taşıtmamak için

Tercihimi kınayıcı, yargılayıcı, yakıcı olandan değil, ıslah edici, onarıcı, yapıcı olandan yana kullanmak için

İkiyüzlü/ikisözlü olmamak için

Hayatıma parça tesirli fiskos bombası fırlatmamak için

Gıybetin y/aktığı ddaklarda artık çiçeklerin açması için

GIYBET ETMİYORUM!

Gıybet etmemek, “Allah’ı görür gibi yaşama” çabasıdır. Allah’ın duyduğunu bilerek konuşma duyarlılığıdır. Allah’ın işitmesine göre nefes tüketme inceliğidir.

Allah işitmiyormuş gibi konuşmak günah değil mi?

Senai Demirci, bir insanın, gıyabında da onurunun korunduğu, olmadığı yerde de saygı gördüğü, işitmediği kapı arkalarında da hatırının sayıldığı biricik medeniyetin mensupları olarak, gıybetsizliğe davet ediyor bizleri. Gıybet Gönülsüzlüğüne…

Kitabı okuyanlar 137 okur

  • Tuğba AYDOĞAN
  • M. Kadri AKAY
  • Aliye Hilal CEVHER
  • Melek
  • Aybüke
  • Kitapkokusu
  • Gizem Korkmaz
  • Nisa Nisa
  • Ebru Bulut
  • lumière

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%21.2
25-34 Yaş
%53.8
35-44 Yaş
%15.4
45-54 Yaş
%1.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.6
Erkek
%17.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.2 (7)
9
%15.2 (5)
8
%30.3 (10)
7
%15.2 (5)
6
%12.1 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%6.1 (2)
1
%0