Bazen birden durur,içime kapanırım.En çok da dışarıdan bakıldığında pek canlı,pek hareketli göründüğüm dönemlerimde,durur,dalarım! Yaşadığım ne varsa sorgulamaya başlarım . Sevdiğim kim varsa zihnimde onunla buluşur,hatırını sorarım. İşte öyle anlarda hayat dediğimiz şey gözümde bir oteli andırır! Hani eskilerin “iki kapılı han” dedikleri. Çünkü ne kadar konforlu olursa olsun, ne kadar bağlanırsak bağlanalım,gün gelir,toparlanır, çıkar gideriz oradan ! Ev gibi değildir. Bizim değildir. Çoluğa çoçuğa,kuşaktan kuşağa kalmaz otel odası! Gidince, kalış süremiz bitince... Boşalır!