Ölümden daha korkunç şey olur mu? diyeceksiniz. Olur: Felaketlerin en büyüğü akıldır. Onu yarım yamalak bile olsa, bulduktan sonra kaybetmek, ölümlerin içinde en dehşetlisidir.
Romanın başında Halide Edib Adıvar, Yakup Kadri Bey’e yazdığı mektubunda “Ateşten Gömlek” ismini Yakup Kadri Bey’den esinlendiğini anlatıyor. Yakup Kadri bu isimde bir roman yazacağını söylediğinde Halide Edip arkadaşça bir tazip için “Ben de bir ‘Ateşten Gömlek’ yazacağım” diyor ve mektupta bunu dile getiriyor:
“Anadolu’ya bakarken, Anadolu’yu hissederken sadece ‘Ateşten Gömlek’ diyorum.
(…)
Benim ‘Ateşten Gömlek’i eğer zaman söndürüp bir tarafa atmazsa Türk romanları arasında iki tane ‘Ateşten Gömlek’ olacak. Belki elli sene sonra bir kütüphane rafında yan yana oturacak olan bu iki kitap Hans Andersen’in masallarındaki gibi belki dile gelir, birbirlerine geçmiş günleri söylerler. Kim bilir, o uzak atide Türk gençliğinin sırtındaki “Ateşten Gömlek” ne kadar bizimkilerden başka olacaktır...”
Bugün raflarda karşılaştığımız tek “Ateşten Gömlek” ona ait. Yakup Kadri bu isimde bir roman yayınlamıyor, kimileri “Ankara” kitabının mevzubahis Ateşten Gömlek olabileceğini düşünse de sanırım bunu tam anlamıyla hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Halide Edib neredeyse bir asır evvel yazdığı bu mektubu ise şöyle bitiriyor; “O uzak gelecekte Türk gençliğinin sırtındaki ‘Ateşten Gömlek’ bizimkinden ne kadar başka olacaktır…”
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,2bin okunma
Merdivenlere dayana dayana çıktım. Bayılmamaya, içimdeki zaafa mağlup olmamaya karar verdim. Ben de bir meşe ormanı ortasında değil miyim? Onlar gibi eğilmemeye, mağlup olmamaya mecburum.