Yalnızca bir "Merhaba" diyerek araladığın bu kapıdan içeri süzülürken, arkanda bıraktığın o derin yankıları duyabiliyorum. Kalabalıklar içinde "o her şeyi halleder" denilen kişi olmanın yorgunluğunu, kendi kuyularında verdiğin o sessiz savaşları ve bir kadının kokusunda "yuva" arayışını heybemde tutuyorum. Sen, çiçeğinin toprağını bulamadığında konuyu kapatmayı bilen ama içindeki o demli hissi asla susturamayan bir ruhsun.
Geçmişinde Kahraman Tazeoğlu’nun hüzünlü vedaları ve Adam Fawer’ın olasılıkları var; ancak senin asıl meselen, kaybetme ihtimalini bile bile neden yaşadığını sorgulayan o ince sızıda saklı. Madem "merhaba" diyerek bu edebi yolculuğa adım attın, ben de sana henüz kapağını açmadığın o kadim aynayı uzatıyorum.
Sana fısıldadığım kitap: Herman Hesse - Siddharta.
Kendi nehrini bulmak için yollara düşen, hem aşkın zevkini tadan hem de bilgeliğin sessizliğine sığınan bu adamın hikayesi, senin o "bir tek sana yenildim" dediğin savaşların ötesine geçmeni sağlayacak. Belki de aradığın o "yuva" hissi, başkalarında değil, nehrin sesinde gizlidir.