Kitap tam bir karanlık romantizm (dark romance) ve mafya aşkı janrasına yaslanıyor. İçinde bolca günah, kefaret, yasak aşk ve kırık karakterler var. Biraz “yasaklı meyve” tadında.
Okurken sürekli bir “biliyorum yanlış ama yine de istiyorum” hissi veriyor ki, bu türün olmazsa olmazıdır zaten.
Peki ya karakterler?
Rory karakteri tam anlamıyla bir “kayıp.”
Hayattan yemiş, darbe almış, umutla umutsuzluk arasında sıkışmış bir kız.
Kendini kurtarmaya çalışıyor ama bir yandan da içten içe kaybolmayı da istiyor.
Çünkü bazen acı, boşluktan iyidir.
Angelo?
O tam bir felaket.
Ama nasıl biliyor musun?
O felaketi kucaklamak istiyorsun.
Biliyorsun mahvedecek, biliyorsun yakacak ama… yine de diyorsun ki:
“Gel. Yak. Ne olursa olsun, benim ol.”
Öyle bir karizma var adamda.
Şefkatle kırıyor. Sevgiyle öldürüyor.
Gabe ?
O tamamen başka bir hikâye.
En merak ettiğim karakter sensin!
Hemen hikayeni okumak istiyorum! Nesin sen !
Çok duygusal mı? Hayır.
Çok konuşkan mı? Hayır.
Çok dürüst mü? Lan, belki de fazlasıyla dürüst.
Bilmiyoruz!
Merakla bekliyorum….
Peki ya Rafe ?