Şeker Portakalı, bugüne kadar okumadığım için utandığım kitaplar arasında olarak yerini aldı. Kitaplığımda çok eski bir basımı mevcut ama hiç okumaya elim gitmemişti. Ben kendimi üzen şeylerden uzak dururum genellikle belki de hissetim bilemiyorum.
Derin bir hikaye her ne kadar çocuk kitabı gibi dursa da. Yoksulluk, hayaller, yaşamak istenen şeyler fakat yaşananlar… Küçücük bir çocuğun kalbine, ömrüne, ruhuna sığdırdığı onca yara ve kalp kırıklığı ama her şeye rağmen devam eden küçük beden.
Çok etkilendim. Anlatım duru ve sade, karakterler ve olaylar bir o kadar somut. Dinlerken dünyanın bir yerlerinde çocukların bu şartlarda yaşamak zorunda olma ihtimali bile kalbimi kırdı. Storytel üzerinden Mert Fırat’ın sesi ile dinlemek ayrı bir keyif verdi. O kadar çok altını çizip alıntılamak istediğim yer oldu ki dinlerken bile. Kesinlikle kitaplığımdakini de okuyup alıntılarımı defterime geçireceğim.