• Merhaba arkadaşlar
    2. buluşmamızın kitabı “ Oktay Sinanoğlu-Bye Bye Türkçe” eşliğinde bizimle kahve içmek ister misiniz?

    29 Temmuz saat 15:00 “Markantalya Kahve Dünyası”

    Katılmak isteyenler yorum yazabilirsiniz.

    Katılımcılar :
    1-Meltek
    2-Merve K.
    3-Sahra
    4-A.rahim Kara
    5-Yusuf Koç
  • ““...
    Camilere Hu geldi
    Çeşmelere su geldi
    Ben yari görünce
    Aklıma neler geldi.””
    ( Antalya Türküsü )

    Yaz geldi ya bir rehavet bir kavrulma başladı ki sormayın. Gençler kıpır kıpır yerlerinde duramıyorlar. Ofisteki klimayı açsak bir bela açmasak ayrı bela. Bu duruma klima kompleksi diyorum ben, bazısı adını duysa biryeri tutuluyor...
    Tatil zamanı geldi de bu sene adamakıllı bir tatile gidemedim daha. Haftaya kaçacağım kısmet olursa. Tatil ertesi de zaman geçmiyor ha.. Ben de internetten gideceğim yerlerin araştırmasını yaptım biraz. Aklıma geldi ya tatil yörelerinden türkü sözlerine bakalım biraz. Ben türkülerin hepsini ayrı severim ama buraya eğlenceli sözleri alacağım ki hüzünlenmeyelim. Parantez içindekiler benim eklemelerim olacak. Bakalım neler çıkacak?

    GÖKTE YILDIZ YÜZ ALTMIŞ
    Gökte yıldız yüzaltmış
    Mevlâm neler yaratmış
    Anasını çerden çöpten,
    Kızını hur-i melek yaratmış ( Yalnız kaynanaya fena ayar var...)
    Gökte yıldız ellidir
    Ellisi de bellidir
    Küçükten yar sevenin
    Gözlerinden bellidir. ( Bilirim, yaldır yaldır bakar..)
    Gökte yıldız sayılmaz
    Çiğ yumurta soyulmaz
    Yari güzel olanın
    Yüreğinde yağ olmaz... (Antalya)

    BİR TAŞ ATTIM ARABAYA
    Bir taş attım dar abaya tık dedi
    Bir kız çıktı annem evde yok dedi,
    İnanmazsan çık yukarı bak dedi. ( Laaaaaan..)
    Ölüm ver Allahım ayrılık verme
    Gız seni seviyom da ellere deme
    Galkar galkar darabaya avrulur
    Siyah saçlar al yanağına devrülür
    Seni saran yanar yanar gavrulur. (Akseki )

    “İndim çeşme akmıyor
    Yar yüzüme bakmıyor.
    Hep çiçekler açılmış,
    Yarim gibi kokmuyor... “ ( Antalya- Çok güzel yahu..)
    “ (Öf) Çaktım çaktım yanmadı
    Yosmanın kızı
    Sözlerime kanmadı.. “ ( Ege.)

    “Cemilem
    Cemile'min geçtiği dağlar meşeli
    Beş yıl oldu senden ayrı düşeli
    Haydi hop de Cemilem nasıl edelim bu işi
    Yeşil çimen üstünde kızıştırıverelim cünbüşü( !! Ne edelimmm..!!)
    Cemile'min geçtiği dağlar ormanlı
    Çok rakı içmiş yarin başı dumanlı
    Haydi hop de Cemilem nasıl edelim bu işi
    Yeşil çimen üstünde kızıştırıverelim cünbüşü” ( Muğla)

    “Hadülen de hadülen
    İneğinen danası
    Kızı bana yanmış
    Ne garışır anası” ( Bu da Muğla yöresinden. Kim karışır deliganlıya be.)

    “ Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek
    Gönül bu sevdadan vaz mı geçecek
    Sağ gözüm seyiriyor yar mı gelecek” ( Balıkesir)

    “ Cınga cezve kaynıyor
    Yuvarlacık fadimem
    Yine yürek oynuyor

    İlde güzel çok emme
    Toparlacık fadimem
    Sevdiyne doymuyor

    Zeytin yaprağı dökmez
    Yuvarlacık fadimem
    Muhabbet bizden gitmez
    Bu gözler seni gördü
    Yuvarlacık fadimem
    Başkasına har etmez” ( Balıkesir.)

    “ Kaynana Türküsü ( Ocaklar yıkar valla.)
    Gaynananın domuzu
    Dolmaya gattın çok duzu
    A(ğ)şama oğlun gelecek
    Başına yiycen topuzu

    Gaynanayı merdivenden kakıveriyon
    Ardından seyrine bakıveriyon

    Tarlada nohut gaynana
    Oğlunu unut gaynana
    Oğlun beni çok seviyor

    Gaynanayı merdivenden kakıveriyon
    Ardından seyrine bakıveriyon

    Tarlada bakla gaynana
    Oğlunu sakla gaynana
    Oğlun beni seviyor
    Çatla patla gaynana

    Gaynanayı merdivenden kakıveriyon
    Ardından seyrine bakıveriyon

    Gaynananın kilimi
    Kısa tutsun dilini
    Madem kısa tutmiyecek
    Neden a(ğ)mış gelini

    Gaynanayı merdivenden kakıveriyon
    Ardından seyrine bakıveriyon” ( Balıkesir )

    “ Ata binesim geldi
    Çayda inesim geldi
    O zalımın kızını
    Gine göresim geldi

    At olur da depmez mi
    Yar olur da gülmez mi
    Yarin güldüğü yerde
    Gonca güller bitmez mi” ( İzmir )
    “ Kavaktan gazel indi (a yarim)
    Dibine güzel indi
    Bir öptüm bir sarıldım (a yarim)
    Yüreğim tazelendi

    Kavakta kuru dal var (a yarim)
    Ayakta mavi şalvar
    Eğer annem vermezse (a yarim)
    El aç Allah'a yalvar “ ( İzmir )
  • Bir yanımdan şafak sökerken bir baştan bir başa
    Her gün selam veriyor güneş kurda kuşa.
    Dört mevsim bir yaşarım, yok cihanda böyle eş,
    Akşamsefasından ufuklardan batıyor güneş.
    İşte ben Anadolu’yum, yiğidim çatıktır kaşım,
    Bir babanın öz oğluyum, yedi kardaşım.
    Yedi oğlum var biri Aras’tır, bir ucunda serhat,
    Bir kızım var Dicle’dir, bir oğlum var Fırat,
    İki ikizim var; Seyhan, Ceyhan kıskançlık verirler yâda,
    Her nesneye can verilir, yeşil Çukurova’da.
    Bir oğlum var, uzun boyludur rengi kızıl ya,
    Bir kızım vardır, kaşları hilaldir adı Sakarya.
    İşte benim ben, ben Anadolu’yum.
    Ben Türküm, Kürdüm, Zaza’yım, Laz’ım, Çerkez’im, Dadaş’ım
    Dedik ya bir babanın öz oğluyum, yedi kardaşım
    Ben Karadeniz’de Lazım Hazar denizinde Abaz’ım
    Bir elimde kemençe bir elimde sazım.
    İşte benim ben, ben Anadolu’yum.
    Ağrı Dağında güvercinim. Bitlis’te Ahlât, Van’da Gevaşım
    Ben Bingöl dağların da çobanım, Muş ile kardaşım.
    Hakkâri’de Ahmed-i Hani Fekiye Teyran’a kuşum
    Ben Cizre yollarında Mem-u Zin ile yoldaşım
    Batman da petrol, Diyarbakır ovasında pamuk,
    Melikahmet dükkânın da kumaşım.
    Siirt’te Koçero Mardin’de Süryani Antep’te Şahin,
    Urfa’da Halil-ul Rahman sofrasında aşım.
    Ben Erzincan’da Terzi Baba Elazığ’da Gagoşum.
    Ben Munzur’da alevi, Sivas’ta kızılbaşım.
    İşte benim ben, ben Anadolu’yum
    Ben Hatay’ da Arabım Habib-i Neccar’a yandaşım
    Ben Malatya, Adıyaman, ben Maraş’ım,
    Ben Kayseri, Kırşehir, Kırıkkale, eğilmez başım.
    Ben Yozgat, Tokat, Ankara vatan duvarında taşım.
    Adana, Antalya, İzmir, Bursa’dan hoşum
    Sakarya, İzmit, İstanbul aşkıylan sarhoşum
    Egede efe Trakya’da Roman Marmara’da Mamoşum
    Ben Yurtta sulh Cihanda barışım
    Ben Kuranı Kerim in ışığında çağdaşım
    Ben Anadolu erenleri Mevlana, Yunus, Hacı Bektaşım
    Ey sevgili! Kendine gel, sen bensin ben sizim.
    Çanakkale’de yatan binlerce kefensizim.
    Beni benden ayırmak ne mümkün,
    Aynı bedenim, aynı kemiğim, aynı tırnağım, aynı dişim.
    Ben anayım, ben babayım, ben dayı, yeğenim, ben eşim.
    Ya Rabbi sana arzu-yu niyazım var ayırma beni haktan.
    Ya rab koru beni düşmanlardan dış mihraklardan.
    Otuz beş yıldır ne baharım var ne yazım, mevsimde kışım.
    Ben üzgünüm, ben kırgınım, ben ağlayan gözlerde yaşım.
    Ben GÜRHAN’IM, garip ozanım, bu topraklarda vatandaşım.

    Ozan Hacı Gürhan
  • MEB bakanı Ziya Selçuk'un, Antalya'da verdiği bir seminerde konuşmaya başladığı 10 soru;
    Eğitimciler olarak bu on sorunun cevabı üzerine düşünsek bize yeter!

    İşte o sorular;

    1- Hangi öğrencilerin başarılı, hangilerinin başarısız olacağıyla ilgili öngörülerinizin hep tutması size ne hissettiriyor?

    2- Başarısız diye nitelediğiniz öğrenciler acaba sizin için ne hissediyorlardır?

    3- “Öğrenemiyor” demek “öğretemiyorum” demekten daha mı kolay?

    4- Çocuklara kendilerini sadece öğrenci gibi mi hissettirdiniz? Yoksa bilim insanı, avukat, şovmen, ressam vs. gibi mi?

    5- “Her gelen nesil bir öncekini aratıyor!” diyor musunuz?

    6- İçinizden hiç "Keşke benim sınıfımda olmasaydı!" dediğiniz öğrenciler oldu mu?

    7- "TEOG sınavına bazı öğrenciler girmeseydi okul puanımız yükselirdi" dediğiniz oldu mu?

    8- Türkiye'deki öğrenciler Kanada'da okusa daha mutlu ve başarılı olurlar mı sizce?

    9- Veliler olmasa okulu ne güzel idare ederdik diye düşündünüz mü hiç?

    10- Öğrenciler arasındaki bireysel farklılıklar dikkate alınıp çalışmalar planlanıyor. Peki öğretmenler arasındaki bireysel farklılıklar üzerine neden çalışmalar yapılmıyor?

    ( sorular alıntıdır.)
  • Antalya yanıyordu. Ama yangından mal kaçırmakla meşgul olan insanların umurunda değildi.