Puan vermedi·250 syf.··
2026 69. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:34
Merhabalar değerli kitapseverler, bugün sizlere Deniz Antalya'nın kaleminden çıkan Hüma adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Hüma; öğretmenleri ve arkadaşları tarafından derslerinde başarılı olduğu düşünülen bir kız. Hüma, lise mezuniyetine gideceği sırada ortaokula başladığından beri sevdiği Ahmet tarafından davet bekliyor ama Hüma, Ahmet'ten beklediği teklif gelmeyince küstah Serdar'ın kavalyelik teklifini kabul ediyor. Serdar ve Hüma mezuniyet balosundayken bir ara Hüma, davetin yapıldığı salonun balkonuna doğru ilerlerken Ahmet ile karşılaşıyor ve aralarında sevgi dolu bir sohbet meydana geliyor. Bu sevgi dolu sohbet bir anda Serdar ortaya çıkınca kesiliyor ve Ahmet ortamdan uzaklaşıyor. Eğitimini tamamlamak isteyip hayalleri olan Hüma, babasının 500 bin TL borcu olduğunu öğreniyor ve Serdar'ın "Bu borcu ben kapatırım ama benimle evlen," teklifi ile karşı karşıya kalınca ailesini kurtarmak için Hüma, Serdar'ın teklifini kabul ediyor. Sonra neler mi oldu? Sonrası kitapta. Serdar ve Hüma evlilikleri sırasında neler yaşayacaklar? Hüma, Ahmet ile tekrar görüşebilecek mi? Hüma'yı hayatında nasıl bir son bekliyor? Bu soruların cevapları ise kitabın içerisinde saklı. Her bir sayfasını soluksuzca okuduğum etkileyici bir kitaptı. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
HümaDeniz Antalya · Mandal Kitap · 202320 okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200217 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dulluk ve zorlukları
8/10
·80 syf.··
2026 9. kitabı
Bu romanı çok beğendim. Sizlerin de beğeneceğini düşünüyorum.Tanzimattan beri kötü kadın tiplemesi edebiyatımızda var. Genelde gayri-müslüm kadınlardan oluşturulur zaten kötü kadın karakterler. Namık Kemal’in “İntibah”ı mesela. Nefret etmiştim. Amaç toplumu eğitmek olduğundan, iyiyi/kötüyü yazar, kendi bakışından kendi ahlakından yerleştirir, bariz taraf tutar. Ben de bunu hiç sevmem. Bana göre bu kötü bir edebiyattır. Ahmet Mithat’ın “Dolaptan Temaşa”sını da epey eleştirmiştim. Yine bir tanzimat eseri olan “Dolaptan Temaşa” incelememde bu topraklardaki namusun psikolojik yansıması adında bir bölüm paylaştım. Orada neden sadece kadınların bu psikolojik ve toplumsal baskıyı yaşadıklarını anlatmıştım. İşte o roman kötü bir roman örneğiydi. Bu romansa, “Siyah Gözler” ise aynı toplumsal baskıdan çıkmış iyi bir roman. Romandan önce “Cemil Süleyman’ı” kısa bir tanıyalım. 1886 İstanbul doğumlu. Babası Kaymakam. Dönem karışık bir dönem olduğundan babası bir sürgün, bir görev derken Beyrut - Halep - Sidon dolaşıyorlar ailecek. Ta ki Cemil Süleyman’ın Beyrut’ta TIP okumaya başladığı zamana kadar. O sene annesi kollarında vefat edip, babası da 2 ay bile olmadan akrabadan biriyle evlenince Cemil Süleyman’a Beyrut dar geliyo ve Tıp eğitimini İstanbul’a Mekteb-i Tıbbiye’ye aldırıyor. Edebiyatla ilgili olduğundan İstanbul’da Servet-i Fünun ile yolları kesişiyor. Edebiyat hayatı böyle başlıyor. Ama Cemil Süleyman için hekimlik ve vatani görevler her şeyden önemli hele ki veba salgını varken. Cidde, Karaman, Hicaz, 1.Dünya Savaşı, Yanya, Arabistan, Batum, Kurtuluş Savaşı Antalya, Cumhuriyetten sonra Çanakkale, Samsun. Buralarda hem hekimlik hem askerlik yapmış, Harp Madalyası, Demir Salip Nişanı kazanmış… velhasıl görmüş geçirmiş bir adam. Zaten işte bu doktor olmasından ve Servet-i
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,042 okunma
9/10
·791 syf.··
2026 51. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 20:36
İbn-i Battuta 1325 yılında hac yolculuğu maksadıyla Fas'tan yola çıkmış ve 1354 yılında geri döndüğünde yaklaşık otuz yıllık, onu dünyanın o zamanki en uzun süre ve en geniş coğrafyayı dolaşan seyyahı yapan, seyahatini tamamlamıştır. Bu seyehatleri esnasında; Kuzey Afrika, Mısır, Arabistan, Anadolu, Altın Orda, İran, Orta Asya, Maldivler, Hindistan, Güney Asya ve Çin gibi bir çok farklı coğrafyayı ziyaret etmiştir ve döndüğünde bu pek kıymetli seyahatnameyi kaleme aldırmıştır. Özellikle dikkat çekici olan şey, yalnızca şehirler veya ülkeler arasında dolaşması değil; farklı devletlerde yıllarca yaşaması ve kadılık gibi çeşitli görevler üstlenmesi, buralarda evlenmesi,yerel halk gibi yaşaması ve savaşlar dahil bir çok maceraya atılmasıdır. Hindistan’da Delhi Sultanı’nın hizmetine girmiş, kadılık yapmış, Maldivler’de bulunmuş, Çin limanlarına kadar ulaşmıştır. Yani klasik bir “gezgin”den çok, hareket hâlindeki bir gözlemci ve diplomat gibidir. Ayrıca onun çağında İslam dünyasının geniş ticaret ve ilim ağları da bu yolculukları mümkün kılmıştır. Fas’tan Çin’e kadar uzanan bölgelerde ortak bir dini ve kültürel altyapının bulunması, medreseler, kervansaraylar ve hac yolları sayesinde daha güvenli bir hareket alanı sağlamıştır. İbn-i Battuta da gittiği hemen her yerde buradaki vakıfları, tekkeleri, tarikatları mutlaka ziyaret etmiş, şeyhlerden ve onların hikmetlerinden bahsetmiş, onlara övgüler dizmiştir. Bu yüzden İbn Battûta’nın seyahatnamesi aynı zamanda ortaçağ İslam dünyasının ne kadar bağlantılı olduğunu gösteren önemli bir kaynak sayılır. Yolculukları esnasında İbn-i Battuta'nın yolu Anadolu'ya da düşmüş, Antalya'dan Ezruruma oradan Konstantinopl'a kadar buradaki bir çok şehri, ahalisini, sultanını detaylıca anlatmıştır. Bu ziyareti esnasında Bursa'yı da ziyaret
İbn Battuta Seyahatnamesiİbn Battuta · Yapı Kredi Yayınları · 2020541 okunma
8/10
·128 syf.··
2026 2. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 21:00
bu kitap için söyleyecek çok şeyim var, sakin bir kafedeyim, akşam ve yağmur başladı az önce. 25 mayıs antalya'da yağmur... sanki kitabı bitirdiğimde içimde oluşan boşluğu ve kitaptaki yası tutmak için başlamış gibi. içimde oturdu bu kitap özellikle kitabın gerçeğe dayanması ve yazarın hayatı. bu yazarın diğer kitaplarını okuyacağım mutlaka
Alıntı
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026175 okunma
İnceleme değil de başka bir şey oldu sanki.
9/10
·400 syf.··
2026 2. kitabı
·
681 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 16:36
Yanılmıyorsam geçen sene... Pardon, ağız alışkanlığı olmuş. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin 2018'e geçen sene diyorum. 7 yıl önce bir arkadaşımı görebilmek için Ankara’ya gittiğimde tesadüf eseri yayınevinin, daha doğrusu deposunun önünden geçerken bütün cesaretimi toplayıp aldığım kitaba inceleme yazmak pek haddime değil ama ben yine o günkü gibi cesaretimi toplayıp; yazarının da bu satırları okuduğuna kanaat getirerek inceleme değil de duygu ve düşüncelerimi kelimelere sığdırmak istiyorum. Daha önce hiç Ankara’ya gitmemiştim ama okuduğum bazı romanlar ve izlediğim filmlerden gördüğüm kadarıyla biliyordum. Koray Avcı'nın sokak müzisyeni olduğu zamanlar klasik Ankara havası vardı ama yağmurla birleşince ortaya kartpostallık manzaralar çıktı çıkmasına da kitap ıslanır korkusuyla hızlı hızlı yürüdüm ve bazı aksilikler yaşadığım için eve dönmek zorunda kaldım. Sevinçten dolayı adres sorduğum mendil satan amcanın gönül gözünün açık olduğunu sonradan fark ettim. Ankara tanımadığım halde tanıyormuş gibi hissettiğim bir yerden ziyade bir her şeyi içine atıp da ayağı takılıp düştüğünde sakarlığına güleceği yerde hüngür hüngür ağlayan modellerden olan bir arkadaşımmış gibi hissediyorum. Bilmiyorum belki roman ve filmlerden dolayı böyle hissediyorum. Uzadıkça uzuyor elimde değil. Bu inceleme olayı da yalan olacak gibi. Otobüse bindiğimde okuyayım dedim. Potansiyel bir okuyucu olduğum için önsözünü de okudum ve tokat yemiş gibi oldum. Ne güzel, yardımcı olup destek olan ve teşekkür edilecek birileri var yani. "Bu romanda anlatılanlar tamamen hayal ürünüdür" yazanlar da var. Bir iki sayfa okudum. Beni bilen bilir; ters köşeleri severim. Yazarın zekası ve hayal gücünü son sayfalara kadar hissetmek gibi düşman başına bir fantezim var. Ters köşe olmadan duramam.
Edebiyat
Bakış AcısıHanife Mert · Gece Kitaplığı · 201748 okunma