İbrahim Mamak

İbrahim Mamak
Gıçı gırık bi örtmenim, öğretemeyen. Yaşamda yenik, yenilmiş ve becerememişliğine rağmen, umudu olan ve besleyen… estetiği kollayan, derdinde olan, adaleti isteyen peşinde olan, empatinin anlamını kovalayan, cesurluğa imrenen
Tanrının tanrısı
… insan insan dediğimiz, olduğundan daha gelişkin bir şey yaratmayı arzulayan amatör bir tanrıdır…
Sayfa 207·Kitabı okudu
Reklam
Ölüm otur yanıma
… bu dünyadaki her ölümün bize söylemek istediği bir şey vardır. Onu anlayabilmek için bazen bizim de biraz ölmemiz gerek gerekir. oysa hayatta en küskün olanımz bile ölmek istediğinden emin olmaz. Çünkü nereye gideceğini bilmiyor olmanın kendisi dehşetli bir fikirdir. Burada ne olduğunu iyi kötü biliyoruz. Acıya, derde, kedere bile alışıyor insan bir zaman sonra. Oysa ölüm çok uzak, karanlık bir sesin gerisindeki kapkara sır… belirsizlik korkunun ana yurdudur, oraya gönüllü gitmezsin…
Sayfa 187·Kitabı okudu
Hayallerin dayanıklılığı
… insan kendisinden daha gelişkin bir şeyler yaratmak için uğraşdığı sürece nazik bir fikre, bir hayale hapsolur. Yavaş yavaş çürüyen bir hayale… çünkü hayaller zamana dayanıklı maddelerden yapılmaz. Uçucu ve buğulu şeylerdir onlar. Hayaller dalıp gittikçe insanoğlu kendi benliğinde saklı duran cesetle yüzleşmek zorunda kalır. Güzelliği aramak için aynaya bakar ve bir kurukafa görür…
Sayfa 206·Kitabı okudu
Alıntı
Aşk
… aşk birbirine zit iki şeyin kusursuz uyumudur. Onu yaşayan için çok karmaşık, içinden çıkılmayacak kadar çok şeyle ilgiliyken dışarıdan bakan biri için sıradan bir şeydir. Binlerce kez tekrarlandığı için zamanla anlamsızlaşıp bir tekerlemeye dönüşmüş bozuk bir ezberi dinler o. Halbuki senin ve benim için o söz ilk kez söyleniyordur, çünkü daha önce başkalarına ait kucaklaşmalarının hikayesi olarak söylenmiştir…
Sayfa 146·Kitabı okudu
Şarkı söylemek ve heykel
… zaten heykelle uğraştığın zaman bir şeyi öğrenirsin. Hareket etmeyen bir nesnenin güzelliği yalnızca ona bakanın ışığıdır. İnsana özgü güzellik aslında bir edadan ibarettir. Yuvanın ki bir heykelin donuk güzelliği değildi. Dans edercesine zarif, biraz acemice ve ürkek hareketleri, bakışlarındaki derin ifade başdöndürücüydü. Şöyle düşündüğümü hatırlıyorum: bu kızla konuşmaya gerek yok ki, bakışsan her şeyi anlarsın anlatırsın…
Sayfa 105·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam