Uğursuz savaş bulutları toplanmaya başlamıştı. Bütün dünyayı içine alacak bir felaket için sahne hazırdı. Çünkü bütün dünya sıkıntılı bir dönemden geçiyordu; işsizlik artıyor, orta sınıflar giderek yok oluyor, dünya pazarında çıkar çatışmaları sürüyor ve sosyalist devrimin ayak sesleri duyuluyordu.
Üstelik bütün bunları ileride herhangi bir şekilde karşılığını almak için yapmadı. Ona göre sonraki hayat diye bir şey yoktu. Ölümsüzlüğün ateşiyle yanardı ama ölümsüzlüğü reddederdi; onun çelişkisi buydu.
Gizliden gizliye etrafımızda büyük şeyler oluyor. Bunu hissedebiliyoruz. Ne olduğunu tam bilemiyoruz ama bir şeyler oluyor, bunu biliyoruz. Toplumun tüm dokusu bunlarla sarsılıyor. Bana sormayın, ben de bilmiyorum. Ama toplumdaki kabarmadan bir şeyler berraklaşıp çıkmak üzere.
"Hatırlasanıza, ortalama insanın bencil olduğu konusunda anlaşmıştık."
Piskopos bağırdı: "Ama olmamalı!"
"Aynen katılıyorum, bencil olmamalı. Ama domuz ahlakı üzerine kurulu bir sistemde yaşamaya devam ettiği sürece öyle olacak."
... "Evet, domuz ahlakı. Kapitalist sistemin anlamı budur işte. Kilisenizin savunduğu, kürsüye her çıktığınızda uğruna vaaz verdiğiniz şey budur. Domuz ahlakı! Başka bir adı yoktur."