bin kere kırsan beni binbir kez gelirim sana, adı aptallıksa aptalım,aşksa aşık
Atın boynuna sarılıp yere yığıldıktan sonra ev sahibine teslim edilen Nietzsche'nin, eve götürüldüğünde koltuğa çöküp söylediği ve bilincinin yerinde olduğu son anlara ait sözlerinden biri şudur: Mutter, ich bin dumm (Anne, ben aptalım) Bu sözden ve geçirdiği şiddetli krizden sonra, yıllar sürecek o derin sessizliğe gömülmüştür.
Duygu ve Düşünce
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Vur yüzüme Ben aptalım
Müzik
Bence ben bir aptalım. Ara sıra böyle düşünüyorum :)
Herkes baba arıyor. Herkes ama herkes bir baba arıyor. Canlılığın ortak özellikleri madde 11: Baba arayışı. Ortaokula giden bir çocuk öğretmenine hayranlık duyarken bir baba arıyor. Elli yaşında bir adam parti başkanını yere göğe sığdıramayıp savunurken bir baba arıyor. Otorite onu ezerken hala ayakkabı yalayan o kişi bir baba arıyor. İşin komik yanı ne biliyor musunuz, bu kişilerin kendi babaları var. O zaman neden bu kadar baba arayışı içerisindeler? Demek ki kendi babaları onlara karşı yok hükmünde. Baba demek yol gösterici demek. Güç demek. Güvenlik demek. Daha doğrusu öyle olması gerekiyor. Bizde genel olarak öyle değiller. Bunu anlamak çok zor değil. Hakan Günday'ın da dediği gibi devlete baba denmesi ülkecek varlık gösteren bir baba probleminin mirası. Babalarınızı yanlış yerde aramayın. Babalarınızı yanlış yerde aramayın. Onların eksik bıraktığı şeyler yüzünden yanlış yerlere gitmeyin. Eksikliğini duyduğunuz korunup kollanma hissini sırf güçlü görünüyor diye size zarar verecek noktalardan almaya çalışmayın. Aptal olmamak gerek. Martin Eden'ın da babası yok. Ne yani sonuçta o adam diş fırçası bile olmayan bir adamken kendini kendi başına yoktan var etmedi mi? Demek ki babasız da biri olunabiliyor. Bu abi biri mi? Baba sorunları sıktı artık. Asabımı bozuyor. Aptal babaların kalbini kırdığı arkadaşlarımın konuşurken seslerinde oluşan çatlaklar ağrıma gidiyor. İnsanlar ne kadar aptal, inanılmaz. Ben de aptalım. Ama en azından kendi aptallığımla başkasının var oluşunu en savunmasız anlarında baltalamıyorum. Kafka acaba babaya mektupta ne yazdı? Bak babama mektup da değil, babaya mektup. Kafka acaba kürt mü? İşin özü heterojen kelimesini seviyorum. Yani oranlar demek bu. O seslerinde çatlak duyduğum tüm arkadaşlarım için de diyorum ki sizin oranlarınız var.
Yeni nöronlar oluşturuyor seviyede olmasından mutluyum
Misafir-Sin I (İşaret V) Önceki ile bu o kadar harika ve çoğunlukla hep yeni bilgilerden oluştuğu için neredeyse kitabı komple çizdim. En beğendiğim kitap serisinden olmasına rağmen o yüzden pek alıntı paylaşamıyorum: Birini seçsem diğerlerine haksızlık olacak ve böyle eksik aktarılacak gibi hissettim. Kısa ve çarpıcı yerler var illa ki ama yine de bölemiyorum çünkü anlamsızlaşabilir. Algılamakta ve sindirmekte biraz güçlük çekiyorum: Bazı yerlerinde adeta beynimi yakıyor. Bırakmak istemiyorum ama zorundalıkla ara veriyorum. Sonunda köprüyü doğru düzgün oluşturan ve sağlamlaştıran bir kaynağa denk geldim: İslamiyet ile kuantum alanı. Öncelerde "Ben öğrendiklerimi (fark ettiklerimi) bizimkilere nasıl anlatacağım? Bedensel kalıplara hapsolmuş insanlar, yeniliği ve özellikle onlara göre bilinmeyeni kabul etmeleri zor. Şu an bile deli gözüyle bakıyorlar. Konuşmaya başlasam beni oldürmek isteyebilirler ya da zaten onlara göre dinden kovulmuş (şirk koşmuş ve çıkmış) gibi olduğum için evden de kovarlar. Şaka gibi. TV' yi bile kapatmıyorlar. Oldükten sonra ki cennet- cehennemi düşünüp şu anki hayatlarını düşünmeden yaşıyorlar. Ay daha geçen "Kurban bayramının amacını anladıysanız artık gerçek hayvanları kesmenize gerek yok. Kurban etmeniz gereken kendi nefsinizdi. Hala niye yolun başındakiler gibi hayvan kesiyorsunuz? Sonraki seviyeye geçmeniz lazımken bir öncekinde kalmaya devam ediyorsunuz." dediğim için "O zaman bayramı nasıl yaparız, bunu Allah istedi nasıl karşı geliriz, kız başına ne biliyorsun da bize söylüyorsun, şeyhler/ imamlar varken senin neyin vardı da sen söylüyorsun bu hurafeleri, sana inanacak değiliz tabi ki..." dediklerinde eski toplumda ve Kuranda neden en çok erkeklerin yer aldığını ve neden peygamberliğin onlara sağlandığını da anladım açıkçası. Çünkü "Allah adil ve
1000Kitap