Bu dünyayı ne kadar çok anlarsan, kendini o kadar çok yok edersin. Bu yüzden aptallar mutludur ve zeki insanlar yalnızlık içinde yaşar. Fyodor Dostoyevski
1000Kitap
Zeki adamlar söyleyecek bir şeyleri olduğu için konuşurlar. Aptallar, konuşmaları gerektiği için.
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sinsirellalar!!
Engelliyorsun gidiyor farklı yollarla açtığı fake hesabından takip ediyor, yetmiyor brosuna krosuna da takip ettiriyor. Çıkarıyorsun takipten ısrarla yine takip ediyor. İstenmiyorsunuz anlamak çok mu zor?! Biraz daha merak edin!! Siz gelirken biz dönüyorduk kendini akıllı sanan aptallar! Güldürmeyin kendinize hadi naşşş!!
1000Kitap
Aptalı merak ediyorsun değil mi. Etme. Aptallar için değmez. Sen aptal değilsin. Sen faresin. İlk fırsatta kaçan Yada kaçacak olan o fare sensin. 😉
Ne olacağına dair her şey apaçık ortadayken bir başka yere bakınca aynı şeylerin sırasıyla tezahür etmesini göremeyecek kadar aptallar . Aldatılmanın dayanılmaz cazibesine kapılmış, olmayan kanatlarınızla uçmayı denerken nasıl düştüğünüze bir kez daha şahit olmak son derece üzücü olacak .
Fyodor Dostoyevski der ki: "Bu dünyayı ne kadar çok anlarsan, kendini o kadar çok mahvedersin. İşte bu yüzden aptallar mutlu görünürken, zeki insanlar yalnızlığın koynunda yaşar." Zira dünyanın derinliklerine indikçe, insanı kör kılan o toz pembe illüzyonlar birer birer dökülür. Eskiden fark etmediğin gizli hamleleri, yüzlerdeki maskeleri ve o mideni bulandıran çelişkileri görmeye başlarsın. Ve ne yazık ki, anlamak her zaman en büyük hayal kırıklığını doğurur. Zamanla beklentilerin tükenir, içindeki o saf güven yerini keskin bir şüpheye bırakır ve çocuksu masumiyetin, gerçeğin çarkları arasında ezilerek yok olur. Aslında aptallar daha güzel bir hayat yaşadıkları için değil, zihinlerinde daha az soru işareti taşıdıkları için mutlu görünürler. Onlar, ruhu kemiren o amansız ve durmaksızın işleyen düşünme eyleminden muaftırlar; cehaletin o konforlu, uyuşturucu hafifliğiyle kutsanmışlardır. İşte bu yüzden zekanın seni götüreceği nihai durak, her zaman mutlak bir yalnızlıktır. Herkes yüzeydeki sığ sularla yetinip orada rahatça nefes alabilirken, sen o suyun altındaki karanlık girdapları ve çürümüşlüğü görüyorsan, artık kimseyle gerçekten bağ kuramazsın.
1000Kitap