Bu arada kendimle kalınca sakin ol diyorum ama ne zamana kadar. Bu kaçıncı gecedir kendi kendime onunla konuşuyorum. Geçmiş acılı günlerin tartışmasını yapıyorum. Anlatıyor ve bütün yanlış anlaşılmaları, haksızlıkları düzeltiyorum. Onları yeni baştan yaşanacak bir zamanın önüne getiriyorum. Konuşuyorum onunla.
Aşk, tek başına bir kişi ve olay ve işaretle ilgisi olmayan, mücerret bir kuşku oldu içimde. Ondan kurtulmak için bir slogan buldum. Onu yineliyorum ama faydası olmuyor.
Kalbime baktım. Dünkü yürüyüşte bir an gördüğüm o geniş derin su yok. Et yüreğim var. Ve onun üzerinde kocaman bir kalas halinde kendim. O zaman tanımadığım meçhul birine derin bir özlem duydum.
Çok memnunum. Memnun ve kayıtsız, memnun ve tasasız. Kendimi memnun hissediyorum. Çok çok memnunum. Derken on dakika sonra o hüzün gelmeye başladı. Döşeğin yününden yayılıyor gibi, karanlık havanın bileşiminden açığa çıkıyor ve bana bulaşıyor gibi, aracı ile uzansam yakalayabilirmişim gibi apaçık hüzün.