Kaleme alınan şiirlerin hepsi damağımda farklı bir tad bıraktı. Hissi derinlerde yaşatan birçok duygu yansıtılmış, belki hüzün bir tık daha ağır basmış. Bu yüzden sonbahar derin işlenmiş. Üstüne kapak fotoğrafı da hazan yapraklarından oluşan bir adam olunca bir bütünlük arz ediyor, bu güzide şiir kitabı.
Bahar, yeniden doğuş, diriliş, dava, dostluk, sevgili, aşk, yalnızlık, vicdan, merhamet, veda, bedel, insanlık, güz, gidiş, yol... ne kadar çok yolları kesişen konuları anmış şair. En çok da ölümü anmış!
Sanki şair, ölümü kendine defalarca hatırlatmak için birçok kez kazımış sayfalara. Belki de Peygamber Efendimiz (s.a.s) 'in dediği gibi: "Lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikrediniz." kelâmı üzerine anılmış olabilir. Ölümü unutmamak, dünyaya geliş amacımızı unutmamak adına ölümü çokça anmak lazım!
Belki de bizler vehn hastalığına kapılmayalım diye anıldıkça anılmış ölüm! İyi ki de anılmış.
İnsanlığın öldüğü, zulmün kol gezdiği dünyamızda elimizden ne geliyorsa yapmalıyız, mazlumlar için..
Mazlumlar için bir şiir...
Dillerden dökülen kelâmlar bir nebze su serpiyor yüreğimize. Yetmez biliyorum ama hepimiz bir karınca misaliyiz. Bir damla su taşısak ateşe kim bilir neler olur. Zulme karşıyız ve dimdik ayaktayız! Sözlerimi şairimizin "kardeşime" şiiri ile bitiriyorum.
"kardeşimi vurdular
arakan'da, bağdat'ta, gazze'de, halep'te
yenilgi yenilgi büyüyen zafer edebiyatı
everest'ten büyük sabrımı tüketti
himalayalar'dan
kopan bir çığdır öfkem
zincire vurdum
dilimde birikmiş çılgın kelimeleri
kardeşimi vurdular..."