Bismillah
9/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 20:41
Soluk soluğa, heyecan ve merak ile bir çırpıda okuyup bitireceğiniz , arakan beldesinde zalim ve putperest Budistlere karşı bir avuç garip arakanli savaşçının mücadelesi ... Sadece bir bölümünde (Allah subhanehu ve teâlânın keyfiyetini bilmediğimiz bir şekilde kitabı Kur'an'ı Kerim de arşa istiva etmesini) tevil ile iptal ettiklerinin dışında pek bir sorun göremedim onun dışında okunabilir bir roman .."yalnızca Filistin değil bütün dünya işgal altında"
Babalar ve Kızlar - ŞehideCüneyt Algan · Ehli Sünnet Kitap · 201968 okunma
"Salihlerle beraber olunuz"
Puan vermedi·120 syf.·
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bazen bir kitabın kapağını açmazsınız; o kapak size bir kapı olur ve içeri buyur edilirsiniz. Benim için yalnızca kağıt ve mürekkepten ibaret bir metin değildi bu kitap, Salih abinin kurduğu o samimi rüyanın benim hayatımdaki izdüşümüydü. Salih abi bugün aramızda olmasa bile, onun "ihtiyaç sahibi gönüllere şifa olma" derdi, bugün benim eğitim hayatıma dokunan bir bursa dönüştü. Kitabı okudukça şunu anladım: Aldığım burs sadece bir rakamdan ibaret değil; o, inşaatta düşmekten son anda kurtulan bir abinin şükür sadakası veya ipek başörtüsü almaktan vazgeçip Arakan'a gıda yollayan bir üniversiteli arkadaşımın fedakarlığı olabilir. "Yola Çıkmadan Bilemezsin" diyor yazarlar. Hakikaten de öyle. Bizler çoğu zaman hayatı sadece planlardan ibaret sanıyoruz; oysa kitabın her sayfasında fısıldandığı gibi, bizim planlarımızın çok ötesinde işleyen, aksilikleri bile bir hayra bağlayan muazzam bir kader planı var. Tarık abilerin Batman yolunda arızalanan arabaları, aylar öncesinden bırakılmış tek bir vida ile tamir edilirken; Kübra ablanın alınamayan uçak bileti, onu hiç tanımadığı hasta bir çocuğun hayali olan oyuncağa götürüyordu. Rastgele çalınan bir kapıda dağıtılan pasta, o gün doğum günü olan bir kıza bisiklet hayali olarak dönüyor. Bazen görme engelli bir çocuğun nasibine düşen müzikli atlı karınca; bir başka kapıda ise karlı yollar yüzünden yolu şaşan ekip, hamile bir ablanın aşerdiği pastayı sofrasına bırakıyordu. Yol bizi bazen sisli Muş yollarında navigasyonun hata yapmasıyla eşofmanı olmayan küçük bir çocuğa çıkarır; bazen de bir çiğköftecide ayakta duramayacak kadar sarhoş bir abinin kalbindeki hazineyi, bebeğine süt alamayan annenin rızkına vesile kılar. Biz dış görünüşe bakarken, Allah o elbiselerin içindeki kalpten haberdardır. Navigasyonun hatası, yol kenarında
Yola Çıkmadan BilemezsinMuhammed Bat · Morena Yayınevi · 20247 okunma
Reklam
Doğu Türkistan: Unutulan Bir Coğrafyanın Sessiz Çığlığı
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 14:18
Başta bizzat Doğu Türkistan topraklarına gidip Çin hükümetinin binbir çaba sarf ederek saklamaya çalıştığı, Uygur halkına yapılan zulümleri detaylı ve özenli bir şekilde bizlere aktaran Yusuf Kılınç ve yol arkadaşlarına teşekkürü bir borç bilirim. Bu kitabı okumadan önce BBC’nin bir belgeseline denk gelmiştim. Uygur halkına dayatılan sözde "eğitim kamplarını" ve oradaki insanları görünce, bu işte bir terslik olduğunu hemen fark ettim. Tabii Çin hükümeti, bu durumu tüm dünyaya "eğitim" diye yutturmaya çalıştı. Oysa orada eğitime tabi tutulan Uygurların yüzlerinden, ne hale getirildikleri açıkça okunuyordu: Ruhları çekilmiş ve içindeki tüm değerleri kaybetmiş birer bedenden ibarettiler. Diğer Müslüman coğrafyalarda olduğu gibi, burada da karakterler değişmiyor. İslam dinini düşman belleyen bir topluluk ve zulme uğrayan mazlum Müslümanlar... Gazze, Suriye, Lübnan, Arakan, Keşmir, Sudan ve daha niceleri... Zulmeden ile zulme uğrayan karakter hiç değişmedi. Buradan anlaşılıyor ki baş düşman şeytandı; ancak ondan daha tehlikelisi, yeryüzündeki "iki ayaklı" temsilcileriydi. Bütün İslam coğrafyasını ateşe verenler yine bunlardı. Bazı cahiller ise kalkıp İslam dinine "sıkıntılı" diyerek çamur atıyor. Oysa Müslümanlara nefes alacak alan bile bırakmadınız! İşin tuhaf yanı, eline güç geçirenlerin, kendi halindeki bu Müslüman toplumlara işkence ve tecavüz gibi insanlık dışı zulümlerde bulunmasıdır. Allah aşkına söyleyin; Müslümanların fethettiği hangi beldede gayrimüslimler bu tarz muamelelere maruz bırakılmıştır? Artık söyleyecek söz bulamıyoruz! Kitabı okurken karşılaştığım olaylar tüylerimi diken diken etti. Bir zamanların ilim beldeleri, şu an ne yazık ki cami kalıntıları ve harap edilmiş hayatlarla dolu. Tüm bunlara sessiz kalan Müslüman toplumların payı da
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,088 okunma
10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 14:24
Savaş ve çocuk... Tüm dillerde yan yana veya aynı cümlede kullanılmaları yakışıksız duran iki kelimedir. Çünkü çocuğun olduğu her yer, çocuk kelimesinin geçtiği her cümle tüm güzellikleri, umutları barındırmalı. Ama maalesef savaş gibi acı bir gerçeklik vardır . Dün olduğu gibi bugün de farklı coğrafyalarda şahit olduğumuz savaş/ kıyım / katliam gibi büyük acılar var. Biz yetişkinler olarak gördüklerimizi, duyduklarımızı kaldıracak takati bulamazken peki savaşın öznesi olan çocuklar bu acı süreçte ne hissediyorlar. Yazar , 1992-1995 yıllarında kuşatma altındaki Saraybosna'da geçirdiği çocukluğunu kaleme almış . Savaşın , acının bir çocuğun dünyasında bıraktığı izlere, gözyaşına, korkuya , açlığa , ayrılıklara bizi şahit kılıyor. Bugün de Filistin, Sudan, Arakan , Doğu Türkistan ve nice coğrafyalarda aynı acılar maalesef yaşanmaya devam ediyor. Dilerim ki insanlık için kardan aydınlık sabahlar yakındır.
Kurşunların da Rengi VarEmine Seçeroviç Kaşlı · Pınar Yayınları · 20231,077 okunma
Geleceğin Kutsal Kasesi : Bilinç
9/10
·600 syf.··
2025 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 21:35
Bana göre Sırların Sırrı, Dan Brown'un en iyi kitabı değil ama onun bugüne kadar yazdığı en cesur fikir. Bu sefer karşımızda alışık olduğumuz gizli örgütler, kutsal metinler, kutsal mekanlar ya da çözülmeyi bekleyen şifreler yok. Bütün gerçekliğimizi değiştirebilecek, yeni bir hakikat olasılığı var. Bilinç!!! Katherine’in savunduğu gibi bir alıcı, evrensel bir alanın yansıması mı? Yani fikirler, düşünceler, sezgiler aslında evrenin ortak bir alanından mı geliyor? Yoksa Gessner’in dediği gibi, çok gelişmiş bir makinenin, yani trilyonlarca nöral bağlantının işlettiği biyolojik bir bilgisayarın çıktısı mı? Brown, bu iki uç arasında kutsal metinlerle de korelasyon kurarak gidip gelirken, bize doğrudan bir cevap vermiyor. Ama çok daha kıymetli bir şey sunuyor: sorgulama refleksimizi canlı tutuyor. Bilincin ölçülebilir, gözlemlenebilir bir enerji formu olabileceği fikri, ilk başta çılgınca geliyor. Ama sonra düşünüyorsun: Zaten insanlık tarihindeki her devrim, bilim tarihindeki her buluş , bir “çılgın fikir” değil miydi? Kitapta beni en çok etkileyen şey, “ölüm” kavramının yeniden tanımlanması fikri. “Yaşamımızın son saniyeleri… gerçekliğimizin ilk saniyeleri olacaktı.” Yani, bilincimiz fiziksel bedene bağımlı değilse ve yaşamın son anı yeni bir farkındalığın başlangıcıysa… ölüm bir bitiş değil, bir geçiş ve dönüşüm olabilir mi? Bu fikir metafizik bir teselli gibi görünse de, Sırların Sırrı gibi günümüz bilimi de aynı sorunun peşinde. Kuantum bilinç teorileri, noetik bilim ve bazı sinirbilimciler artık bilincin yalnızca beyindeki kimyasal tepkimelere indirgenemeyeceğini tartışıyor. Geçmişte dahil, dünyadaki birçok önde gelen bilim insanının da gerçekliğin “bizim sandığımız gibi” olmayabileceğini söylemesi, bu fikri daha da katmanlı hâle getiriyor. Brown, bu
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20253,935 okunma
Hazan yeli sert eser!
Puan vermedi·136 syf.··
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2025 14:04
Kaleme alınan şiirlerin hepsi damağımda farklı bir tad bıraktı. Hissi derinlerde yaşatan birçok duygu yansıtılmış, belki hüzün bir tık daha ağır basmış. Bu yüzden sonbahar derin işlenmiş. Üstüne kapak fotoğrafı da hazan yapraklarından oluşan bir adam olunca bir bütünlük arz ediyor, bu güzide şiir kitabı. Bahar, yeniden doğuş, diriliş, dava, dostluk, sevgili, aşk, yalnızlık, vicdan, merhamet, veda, bedel, insanlık, güz, gidiş, yol... ne kadar çok yolları kesişen konuları anmış şair. En çok da ölümü anmış! Sanki şair, ölümü kendine defalarca hatırlatmak için birçok kez kazımış sayfalara. Belki de Peygamber Efendimiz (s.a.s) 'in dediği gibi: "Lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikrediniz." kelâmı üzerine anılmış olabilir. Ölümü unutmamak, dünyaya geliş amacımızı unutmamak adına ölümü çokça anmak lazım! Belki de bizler vehn hastalığına kapılmayalım diye anıldıkça anılmış ölüm! İyi ki de anılmış. İnsanlığın öldüğü, zulmün kol gezdiği dünyamızda elimizden ne geliyorsa yapmalıyız, mazlumlar için.. Mazlumlar için bir şiir... Dillerden dökülen kelâmlar bir nebze su serpiyor yüreğimize. Yetmez biliyorum ama hepimiz bir karınca misaliyiz. Bir damla su taşısak ateşe kim bilir neler olur. Zulme karşıyız ve dimdik ayaktayız! Sözlerimi şairimizin "kardeşime" şiiri ile bitiriyorum. "kardeşimi vurdular arakan'da, bağdat'ta, gazze'de, halep'te yenilgi yenilgi büyüyen zafer edebiyatı everest'ten büyük sabrımı tüketti himalayalar'dan kopan bir çığdır öfkem zincire vurdum dilimde birikmiş çılgın kelimeleri kardeşimi vurdular..."
Kayıp DostaMusab Aydın · Dava Adamı Yayınları · 202046 okunma
Reklam
Reklam