"Kosuya gitmek istiyorsan, kosuya git. Eslik edecek birini arama. Er ya da geç besinci ya da yirminci kosuda, seninle ayni zihniyette olanlar kendiliginden seni bulacaktir." Ve ancak yakin zamanda fark ettim ki, bu ilke her yerde geçerli.
Duygu ve Düşünce
Her mekânın bir edebi olduğu gibi caminin de bir edebi vardır. Varanlar edeple varmış, erenler edeple ermiştir. “Hiçbir bîedep, vâsıl-ı ilallah olamaz.” demişlerdir. Yani hiçbir edepsiz, Allah’ın rızasına erişemez. İmam Karâfî bu konuda şöyle demektedir: “Bil ki az da olsa edep sahibi olmak, edepsiz olup çok amel yapmaktan daha hayırlıdır.” Gönül ehli kimselerden İmam Ruveym ise, “Edebinin çokluğu, hamurdaki unun tuza karşı çokluğu gibi olsun.” diyerek işlerde aslolanın edep olduğuna dikkat çekmiştir. Edepsizlik, pek çok güzel ameli boşa çıkarır. Bu nedenle, edepten yoksun bir işte hayır ve bereket arama. (Dr. Celalettin Alkan, Beyitler ve Nasihatler, s. 63)
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sonunda tuz bastım gönül yarama Nice dağlar koydun nice arama Seni terkedip de gitmek var ama Ah, bu şarkıların gözü kör olsun kör olsun..
Müzik
✹ Paran Kaybolursa üzülme. De ki; Allah’ım ! Hangi Harâma Kefâretse Sen O Harâmdan Beni Temizle. ✹ Ayağın Taşa Değse suçu dışarda arama.De ki; Allah’ım ! Hangi Günâhıma Kefâretse, Sen O Günâhımı Affet. ✹ Bir Namazın Kaçarsa kimseyi suçlama.De ki; Allah’ım ! Beni Sana Yaklaşmaktan Alıkoyan Günâhımı Affet. ✹ Hastalık Kapını Çalarsa neden ben deme. De ki; Allah’ım ! Bu Hastalıktan Murâd Ettiğin Hayra Beni Ulaştır... Allah’ım !Beni Sana Bilinçli Bir Kul, Hayırlı Bir Zâkir, Cennetlik Bir Beşer Eyle. Allahümme Âmin....
Ulus-ötesi sermaye gruplarının, finans kapitalin ve lobilerin Amerikan iç siyaseti ile devlet kararları üzerindeki gücü, Amerikan siyasal sisteminin genetik kodlarında yer alan "yasal rüşvet" ve "kurumsallaşmış nüfuz" mekanizmalarına dayanır. Bu mekanizma, Amerikan anayasasının "hak arama" özgürlüğünü düzenleyen meşhur Birinci Maddesi arkasına gizlenerek, zamanla küresel sermayenin Washington’ı rehin aldığı devasa bir endüstriye dönüşmüştür. Amerikan siyasetinde paranın ve lobilerin rolü her zaman büyüktü; ancak sistemin tamamen kontrol dışı bir sermaye canavarına dönüşmesi, son yarım yüzyıldaki üç büyük kurumsal ve hukuki kırılmayla gerçekleşti. 1970'lere kadar sendikalar ve yerel gruplar siyasette daha etkiliydi. Ancak 1971 tarihli Federal Seçim Kampanyası Kanunu (FECA) ile Siyasi Aksiyon Komiteleri (PAC) yasal bir statü kazandı. Büyük şirketler ve finans çevreleri, adaylara doğrudan para aktarmak yerine bu komiteler üzerinden organize fonlar sağlamaya başladılar. Sermaye, dağınık halden kurumsal birer siyasi baskı unsuruna evrildi. Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin 2010 yılında verdiği "Citizens United v. FEC" kararı, ulus-ötesi sermayenin önündeki tüm yasal barajları yıktı. Mahkeme, şirketlerin ve sendikaların siyasi kampanyalara harcadığı parayı bir "ifade özgürlüğü" olarak kabul etti. Bu kararla birlikte "Super PAC" adı verilen yapılar doğdu. Super PAC'ler, bir adayın resmi kampanyasına doğrudan nakit veremezler ama o adayı desteklemek veya rakibini karalamak için sınırsız ve ucu açık harcama yapma hakkına kavuştular. Bu, küresel finans kapitalin Amerikan seçimlerini açık artırmayla satın alabilmesinin önünü açtı. Günümüzde ulus-ötesi sermaye, paranın kaynağını gizleyen kâr amacı gütmeyen vakıflar (501(c)(4) kuruluşları) üzerinden siyasete yüz milyonlarca dolar
1000Kitap
“Kadın ve erkek farklılıklarına rağmen eşittirler”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan Kadın ve erkeğin beyin yapısı, ruhsal ve psikolojik yönden birbirlerinden pek çok farklı yönü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ancak iki cinsten birinin diğerinden üstün değil, iki cinsin bir elmanın yarısı gibi bir birini tamamladıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son dönemlerde yoğun bir şekilde süregiden kadın-erkek eşitliği konusundaki tartışmalara açıklık getirdi. Tarhan, “Kadın Psikolojisi” isimli kitabında iki cinsi biyolojik ve psikolojik yönleriyle tahlil eden Tarhan, önemli ayrıntılara dikkat çekiyor. Son 10-15 yıldır nörolojik bilimlerdeki devrim ve genetik bilimlerdeki olağanüstü gelişmelerin kadın erkek farklılıklarını yeniden ele almayı zorunlu hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan şu değerlendirmelerde bulunuyor. Kadına biçilen roller yeniden değerlendirilmeli “Birinci önermemiz, kadının biyolojisini göz önüne almadan onun için en uygun olanın tanımlanamayacağı gerçeğidir” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İkincisi, kültürel ve geleneksel aktarımların kadına biçtiği rollerin, günün verilerine göre yeniden tanımlanması gerektiği gerçeği. Üçüncü önermemiz, modernizmin getirdiği sosyokültürel değerlere rağmen ruh sağlığımızdaki olumsuz gidişatın kadın psikolojisi üzerindeki sonuçlarını gözden geçirmek gerekliliği. Dördüncü ise, kadına ikinci sınıf olmayı öneren erkek egemen kültüre karşı, kadın erkek savaşlarını teşvik eden feminizmin yanlışı yanlışla düzeltmeye çalıştığının kanıtlanması” dedi. “Ortalama erkek, ortalama kadından daha üstündür” düşüncesinin Aristoteles’in tezi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aynı tez materyalizmin teorisyenlerinden Nietzsche tarafından da savunuldu. “Peki, günümüze gelindiğinde bu durumun alternatifi nedir?