Murathan Mungan seçkisi
7/10
·280 syf.·
2026 145. kitabı
Murathan Mungan’ın derlediği Kadınlığın 21 Hikayesi, adı üstünde kadın olmanın çok katmanlı, çelişkili ve bir o kadar da evrensel hallerine odaklanan bir öykü seçkisi. Kitap, kadınların çocukluktan yaşlılığa uzanan hayatları boyunca içinde bulundukları durumları, var olma mücadelelerini ve çoğu zaman bir erkek üzerinden kendini tarif etme zorunluluğunu masaya yatırıyor. Mungan bu seçkide yalnızca derleyen değil, aynı zamanda titiz bir okur ve rehber konumunda; önsözdeki açıklamalarıyla her bir öykünün neden seçildiğine dair ipuçları veriyor, okuru adeta bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın en büyük artısı, hiç kuşkusuz, kadın deneyimini farklı coğrafyalardan ve farklı kalemlerden okuma şansı sunması.Bu kadar farklı bakış açısını, üslubu ve kültürel arka planı tek bir kitapta bulmak gerçekten kıymetli.Bu çeşitlilik, okuru hiç sıkmıyor, tam aksine her yeni öyküde farklı bir dünyanın kapısını aralıyor. Mungan’ın seçkiyi oluştururken gösterdiği özen de takdire şayan... Ancak her seçkide olduğu gibi bu kitabın da tartışmaya açık yanları var. En belirgin sorun, seçkinin ritmindeki iniş çıkışlar; bazı öyküler o kadar güçlü ve çarpıcı ki, ardından gelen daha sakin bir öykü istrer istemez gölgede kalıyor.Kitapta yer alan öykülerin çoğu, kadının erkekle ilişkisi üzerinden tanımlandığı dinamikleri ele alıyor. Bu elbette kadınlık deneyiminin önemli bir parçası, ama tek parçası değil. Kadının kendi başına, erkekten bağımsız varoluşuna, kadın dayanışmasına veya queer kadın deneyimlerine daha fazla alan açılsaydı, seçki daha kapsayıcı olabilirdi. Ayrıca, 21 öykü boyunca belirli bir tematik bütünlük aransa da, bazı öykülerin seçkiye neden dahil edildiği sorgulanabilir; her ne kadar Mungan’ın titizliğine güvensem de, okur olarak arada “Bu öykü burada ne arıyor?” diye düşündüğüm anlar
Kadınlığın 21 HikayesiKolektif · Metis Yayıncılık · 2004352 okunma
9/10
·406 syf.··
2026 42. kitabı
Lahan... Güneş battığında hayatın durduğu, insanların korkuyla evlerine kapandığı bir şehir. Çünkü geceleri sokaklar artık insanlara ait değil. Abraska adı verilen yaratıklar yüzünden şehirde her geçen gün daha fazla insan hayatını kaybediyor ve kimse bunun önüne geçemiyor. Gece sokağa çıkmak yasak, çünkü çıktığınız an başınıza geleceklerden kimse sorumlu değil. Hikâyeyi bir muhabirin gözünden okuyoruz. Herkes bu yaratıklardan kaçarken onun yolu sürekli Abraskalarla kesişiyor. Üstelik defalarca karşılaşmasına rağmen hayatta kalmayı başarıyor. Fakat asıl soru şu: Neden? Bu tesadüf mü, yoksa arkasında çok daha büyük bir sır mı var? Kitap ilerledikçe yalnızca yaratıklarla dolu karanlık bir dünyanın değil, sırlarla örülü bir gerçeğin de kapıları aralanıyor. Her yeni sayfada merak duygusu biraz daha artarken, okur kendini sürekli teoriler üretirken buluyor. Fantastik unsurların, gizemin ve gerilimin iç içe geçtiği bu hikâye, "Hiçbir şey göründüğü gibi değildir." sözünü sonuna kadar hissettiriyor. Karanlık atmosferi, sürükleyici kurgusu ve merak duygusunu sürekli canlı tutan yapısıyla beni sayfalarına hapseden bir kitap oldu. Her bölümün sonunda "Bir bölüm daha okuyayım" dedirten, gizemi son ana kadar koruyan bir fantastik macera.
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202326 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2026 146. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere sevgili @irem.kpl yazarın kaleminden çıkan Labaraskuvi adlı fantastik kitabı ile geldim... " Lahan'da insanlar yavaş yavaş ölüyorlardı. Kimseye yardım edemiyordum, edilmiyordu. Gece sokağa çıkmak yasaktı ve çıktığın an alacaklardan kimse sorumlu olmayacaktı. Çünkü abraska ile mücadele etmek söz konusu bile değildi... " . fantastik ve gizem severler bu kitaba bayılacak. Kitap oldukça sürükleyici bir roman. Hikâye, geceleri ölümcül yaratıkların ortaya çıktığı Lahan şehrinde geçiyor. Haber muhabiri Priscilla en başından itibaren, olayları araştırma sürecini yöneten ve daha merak uyandırıcı hale getiren kişi oluyor. Çünkü yaratık Priscilla'yı görür ve o an ona birşey yapmaz ama haber devam eder gider. Şehri Abraska adı verilen yaratıkların yarattığı tehdit, tüm halkı abluka altına alıyor. Ben bazen korkmadı değilim benide ısırırsa diye. Akşam olduktan sonra insanların sokağa çıkmaya korktuğu, yardım çığlıklarına bile kayıtsız kalmak zorunda kaldığı bu şehir oldukça karanlık ve etkileyici bir atmosfere sahip. Abraskalar hakkında halka anlatılanların doğru olmadığını düşünerek araştırmalara başlıyor ve yayımladığı bir makalenin ardından olaylar beklenmedik bir şekilde büyüyor. Kitap boyunca Abraskaların yalnızca canavar olmadığını, iyi ve kötü olarak ayrıldıklarını görüyoruz. Bu durum kitaba ayrı bir farklı derinlik katıyor. Priscilla'nın gerçeği ortaya çıkarmaya çalışırken hem kendini hem de sevdiklerini koruma çabası oldukça tedirgin ediciydi. Ayrıca Miria ile olan dostluğu ve Easley ile arasındaki ilişki dinamiği de hikâyeye duygusal bir boyut kazandırıyor. Yazarın kurduğu dünya oldukça detaylı ve merak uyandırıcıydı. Gerilim, gizem, fantastik unsurlar ve kişi ilişkileri dengeli bir şekilde ilerliyordu. Bazı bölümlerde daha fazla
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202326 okunma
Puan vermedi·406 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
"İnsan , düşleri öldüğü gün ölür. Daha güzel düşlerim olsun istedim, normal yaşantıma dönmek istedim. Abraskalar yokmuş gibi bir hayat istedim." Herkese Merhaba Korku, gerilim ve fantastik öğelerle harmanlanmış bir kitapla sizlerleyim. İlk sayfadan itibaren kurgunun içindeymiş gibi bir anlatıma sahipti. Son sayfaya kadar neler olacak diye düşünürken kitap en merak uyandıran yerde bitti. Bir an önce devamının gelmesini bekliyorum. Lahan kentinde insanların gece olunca dışarı çıkması çok tehlikeliydi. Abraska denen yaratıklar kenti sarmıştı. Dışı olanlar erkek, erkek olanlar ise kadın kurbanlar seçiyordu. Polis teşkilatı ise olayları üstünkörü bir açıklama ile kapatmaya çalışıyordu . Haber muhabirliği yapan Priscilla bir gece Abraska görür ve saldırıya ugramaz. Onlar hakkında bilginin az olduğunu düşünerek haber yayınlar . Yapılan haber polis teşkilatının ve gazetenin tepkisini çeker. Gündemi değiştirmek icin ona ulaşılamayan elbise şirketi sahibi Easley ile röportaj yapması istenir. Priscilla röportaj için hazırlıklar yapsa da Abraskaların dikkatini çekmiştir ve zihnine gelen sesler duymaya başlar . Çocukluktan arkadaşı Miria ve gazeteci dostu Paul'u korumak için kendinden uzak tutsa da başarılı olamaz. Her cinayet öncesi vücudu tepkilerle uyarılır ve kötü Abraskalardan iyi olan Abraskalar kurtarır. Üstelik geçen zamanda öğrendiği bir şey vardır . Abraskalar arasında Airakde türü var ki onlarin gücü çok daha fazla ve her birinin farklı bir yeteneği var. Priscilla, haberi araştırken sevdiklerini koruyabilecek mi ? Kimler Abraska'ya dönüşecek ? Ya hiçbir şey göründüğü gibi değilse ? soruların cevabı ve daha fazlası kitapta yer alıyor.
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202326 okunma
Anne Frank ; seni tanımak
10/10
·284 syf.·
2026 10. kitabı
Anne Frank öncelikle belirtmeliyim günlüğünü çok kıskandım, bazı cümlelerini defalarca kez okudum altını çizdim ve şimdi başucu kitabım. Her bir satırı çok samimi çok gerçek, 14 yaşında olmasına rağmen düşünceleri, gözlemleri ve kendini ifade ediş biçimi bir çok yetişkinden daha olgun. Kitabı okurken ufacık bir çocuğun günlüğü olduğunu yer yer unuttum. Korkularını, umutlarını, insanlara dair düşüncelerini ve yaşadığı sıkışmışlığı öyle içten anlatıyor ki… Bu yüzden kitap benim için sadece savaş yıllarını anlatan bir günlük değil; büyümeye çalışan genç bir kızın iç dünyasını anlatan çok güçlü bir kitaptır. Kitap bittiğinde beni mahveden bir detay da içerisindeki Otto Frank’a ait tüm ailesini kaybettikten sonra 2 sene yaşadığı o boş evdeki ruhsuz çekilen fotoğrafı :( Arka ev… 1944
1000Kitap
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20178,9bin okunma
9/10
·160 syf.··
2026 125. kitabı
Bu kitabı açanda bilirdim ki, özümü rahat hiss etməyəcəyəm. Amma Cioran həmişə belədir – o, sənin qollarını, sonra ayaqlarını, sonra düşüncələrini bir-bir qoparır. Adı da elə deyilmi? “Parçalanma”. Orta əsr işgəncəsi: atlar sənin bədənini dörd tərəfə çəkib parçalayır. Cioran isə ruhunu elə edir. Mən bu kitabı oxuyanda heç vaxt “bəli, həqiqət budur!” demədim. Əksinə, hər səhifədə “niyə bunu yazırsan?” deyə soruşdum. Amma elə bu sualın özü Cioranın oyunudur. O, cavab vermir. O, yalnız səni daha da dibə çəkir. Mən nihilist deyiləm. Amma Cioranı oxuyanda özümü tuta bilmirəm: o haqlıdır. O deyir ki, biz parçalanmışıq – bir tərəfimiz yaşamaq istəyir, o biri tərəfimiz ölümü arzulayır. Bir tərəfimiz sevgidən danışır, o biri tərəfimiz bilir ki, sevgi də iyrənclikdir. Bir tərəfimiz səhər qalxıb işə gedir, o biri tərəfimiz isə yataqda qalıb tavana baxıb deyir: “Nə üçün?”. Və ən qorxulusu odur ki, hər iki tərəf də haqlıdır. O, ümidsizliyi elə bir zərifliklə yazır ki, sən ümidsizliyin özünə aşiq olursan. Məsələn, bir yerdə deyir: “Mən yalnız yuxusuzluğa borcluyam hər şeyi”. Yuxusuz qalan adam bilir ki, gecə saat üçdə beynin bir boşluqdur: nə keçmiş, nə gələcək, nə məna – yalnız boşluq. Və o boşluğun özü bir məna kəsb edir. Mənim baxış bucağım belədir: Parçalanma oxumaq üçün yox, içində yaşamaq üçün kitabdır. Onu bitirəndə sən dəyişmirsən. Sən daha da dərinləşirsən – öz əzabının dibinə. Amma qəribədir ki, bu dibdə bir növ rahatlıq var. Necə ki, Cioran özü deyir: “Hər şeyin mənasız olduğunu qəbul etdikdən sonra hər şey mümkün olur”. Mən onun bütün fikirləri ilə razı deyiləm. Məsələn, o, tarixə nifrət edir. O deyir ki, tarix fəlakətdir, uyqarlıq çürümədir. Bəlkə də haqlıdır. Amma mən yenə də insanların bir şey qurmağa çalışmasını sevirəm – nə qədər boş olsa da. Cioran mənə “sən
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020879 okunma